▪︎2▪︎ PART 54 "Her kıvrımını ezbere biliyorum...🔥"
Songül: Sadi...
Sadi: Efendim karıcığım?
Songül: Ormanlıkdayiz ya...
Sadi: Evet... noldu bişeyin mi var?
Songül: Sadi Payaslı... koklamam için yer yosunu ara... o kokuyu aşerdim....
.
.
.
"Heeh... bak bu olur mu?" Diye gösterdi Sadi, on - on beş dakika sonra yollarindan çıkan ağacın üzerindeki yeşilimsi yosunu göstererek...
Songül hayatının en önemli kararı ni veriyormuş gibi yosunu inceledi, gözlerini kapatıp kokusunu içine çekti, yüzünü buruşturarak "Tıh, olmaz istediğim gibi kokmuyor bu, hayal ettiğim gibi kokan taze yosunu bul." dedi.
Sadi kahkaha atarak Songül'ün dediği yosunu aramaya başladı, Songül gözlerini kısarak Sadi'nin koluna hafifçe vurup "Gülme, hamileyim ben."
Sadi içine huzur dolup Songül'e dönüp, sımsıkı sarıldi başına minik öpücük kondup "Kurban olurum ben seni verene ya..."
Sadi'ye iyice sokulup "Yiaaaa, Sadiğ çok tatlısın... ama o yosun bulunacak." Dedi kıkırdayarak.
"Tamam hadi, gün kararıyor biraz önce bulak şunu, yoksa bi yosun uğruna kurta kuşa yem oluruz..." diye güldü Sadi.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
"Oldumu yani bu kesin o yosun mu?" Diye sordu Sadi, çocukça bir mutlulukla elindeki yosunu inceleyen Songül'le uğraşarak, Songül onaylayarak kafasını salladı taze, yeşil yosunu koklayarak.
"Kız eminmisin Bak, eve gidince 'Sadiğ bilmem kaçıncı araçtaki daha iyiydi' deme... Yoh ben genede bir iki örnek numune alayım nolur nolmaz" diye dönmek için iki adım geriye attı, Songül Sadi'nin koluna girip durdurdu
"Sadiii, kocacim abartma, hadi canim eve."
Dedi Sadi'nin sırtına pat pat vurup.
"Araba nerde? Uzakta mi?"
"Ekip orman çıkışında bıraktılar, noldu yoruldun mu?"
Sadi Songül'ün önüne geçip oturdu
"Guzelim atla bakım."
Songül'ün kıkırdayarak Sadi'nin arkasından sarıldı.
Sadi karısını sırtına alıp yürümeye başladı, Songül'de Sadi'nin boynundan, kulağından öpüp Sadi'yi tahrik edip delirtmeye başladı
"Laaaa, ormanın içinde uslu dur be kızım."
Songül Sadi ile dahada uğraşarak kulağına "Bişey yapmıyorum kocacım çok usluyum ben" diye boynuna dişlerini geçirdi.
Sadi "Songüüll" dedi uyarır gibi.
Songül yalandan kızıyormuş "Allah Allah nee var bee? Kocamı öpemezmiyim himm?"
Sadi "Senin amacın sadecee öpmek değilde neyse" dedi sırıtarak.
Karı koca şakalaşırken orman çıkışına gelmiş oldular, Sadi Songül'ü indirip tam konuşurken, kulağına küçük çocuğun sesini duyunca anında kaşları çatıldı.
Songül "Çocuk mu?" Dedi duyduğundan şüphe ederek. Şüphe etmekte haklıydı çünkü akşam saatlerinde çocuğun olması normal değildi... Düşüncelerini dahada yakından gelen çocuğun titreyen sesi dağıttı
"Amca niye buraya geldik? Ben annemi istiyorum, ne zaman eve götüreceksin..."
Sadi Songül'e eliyle sesiz takip et işaretini yapıp sese doğru yürüdü... ana yoldan orman içine doğru yürüyen sportif giyinmiş, kafasinda şapka, hava kararmış olmasına rağmen güneş gözlüğü takan adamla onun elinden tutup büyük adımlarına yetişmeye çalışan ilk okul formasdaki küçücük 6-7 yaşlarinda çocuğu fark etti Sadi.
Sadi sesini kısarak "Komiserim 'mesafe'!" Diye komut vardı. Songül anladım anlamında kafasını salladı.
Karı koca hizli adımlarla adama ve çocuğa yetiştiler. Sadi "Beyefendi!" Diye seslendi. Herif affalladi, eli anında cebine attı buna anlayan Sadi konuşmaya devam etti
"Hay Allah, pardon korkuttuk..." Sadi adamı soru yağmuru ile oyalarken Songül Sadi'nin komutuna göre çocuğu adamdan güvenli mesafeye uzaklaşmak için elinden tutup kendine doğru çekti sarıldi polis olduğunu kulağına söyledi sakinleştirerek hızlıca geriye bir kaç adım attı, bunu fark eden herif hemen çocuk tarafa doğru adım attığı an Sadi yolunu kesti "Hoop, orda dur bakalım..."
"Siz ne yapıyorsunuz? Oğlumu verin!"
Sadi: Kirvem sakin, ol. Bu küçük beyefendi oğlun mu?
Herif: Evet, çocuğu verin siz yolunuza biz yolumuza gidelim.
Sadi: Tamam, son bir soru, çocuğun annesinin adı ne?
Herif çok düşünmeden "Hande" diye cevap verdi.
"Hayır, benim annemin adı Boncuk!" dedi cılız bir sesle çocuk ve Songül'e dahada sokuldu.
"Duydunmu anneciğini adı Boncuk muş..." diye Sadi seri hareketle adami yere serdi...
Payaslı'lar iki ekip çağırdılar adami emniyete, çocuğu güvenli ellere iade edip hak ettikleri beş günlük izine çıktılar...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Payaşlilar dinlenip, yemek yedikten sonra Sadi sofrayı toplayıp bulaşıkları hal ederken, Songül Sadi'nin arkasından sarıldı atletinin içine ellerini sokup delirtecek şekilde okşamaya başladı...
Sadi son tabağı bulaşık makinesine attı, anında Songül'e dönüp Songül'u mutfak sofrasına oturttu, bacak arasına girdi, Songül'le ayni hizaya gelmek için az egilip ellerini karıcığının bacaklarına yanına koydu.
Sadi'nin koyulaşan mavileri karısının yüzünde gezerken "Aklımı başımdan alıyorsun kadın..." dedi.
Songül egosu tatmin olarak gülümsedi "Böyle alırlar adamın aklını..."
"Benim zaten 100 de 90 hep aklım sende..." diye göz kırpıp karısının narin boynundan öpmek için hamle yaptı, ama Songül Sadi'nin dudaklarına avucunu koyup kendinden uzaklaştırdı...
Gözlerini kısarak "100 de 90? Sadi'cim, canım pardonda 100 de 10 nü kimde?" Dedi kıskançlıktan gülümseyerek
Sadi'nin Songül'ün avucuna minik öpücük alıp "100 de 10da sende ama giyinmiş halinde..." dedi sırıtarak
"... giyinmiş halim le?" Songül'e bir kaç saniye sonra jeton düştü... "100de 90 çıpla... oyyy, hııyy bi git yaa, terbiyesizlik yapıyorsun yine..." diye gözlerini kaçırdı Sadi'den.
Sadi'yi Songül'ün bu hali dahada tahrik ediyordu, gülümsedi çapkın bir şekilde.
"Ayyy, sen böyle bakınca dayanamıyorum ben..." diye ellerini Sadi'nin boynuna sardı dudaklarını birleştirdi, Songül'den gelen izine Sadi anında karıcığına sarılıp kendine bastırdı.
Songül geldiklerinde yapmak istediğini şeyi yapti Sadi'nin üstündeki siyah atletinden kurtulup kocasının sıcacık tenine ulaştı...
Sadi'nin elleri Songül'ün teninde gezmeye başladı, belinden hafifçe sıkarak iyice bacak arasına, belli olan aletini bastırdı...
Songül'ün ağzından Sadi'nin egosunu tatmin edici ufak inleme kaçtı, Sadi gülümseyerek Songül'ün boynundan sıkı birşekilde öpüp ayrıldı.
Songül'ün üzerinde kendine ait tişörtü çıkardı... egilip güzel karıcığının hormonlardan ufak büyüyen göğüslerini avuçladi, egilip birini ağzına alınca Songül'ün inlemeleri yükseldi...
"Sadiii biraz zor durumdayım..." dedi hormonlari yüzünden zevki ikiye katlanan Songül, Sadi'nin saçlarından çekiştirerek...
Sadi Songül'ün bu aceleci hali ile uğraşacak kadar beynine kan gitmediği için doğruldu, Songül'ün üstünde kalan son kumaş parçasından kurtuldu, kendi eşofmanından seri hareketle aletini çıkardı karıcığının içine doğru hizalayip acele etmeden içini doldurdu, karı koca rahatlayarak inlediler.
Sadi sakin bir tempoda gelgit yapmaya başladı, Songül Sadi'nin sırtını tırnakları ile çiziyor daha kendine bastırıyor... Kocasını dahada derine ine bilmesi için bacaklarını kocasının beline sardı. Sadi hırlayarak derine doğru kökledi, mutfak duvarlarına Songül'ün çığlığı çarptı...
Çok güzel bir duygu, bir birine çoktan alışmış, ne istediklerini bilen, nasıl zevk aldıklarını kesfeden, birbirlerin koynunda rahat davranan, deli gibi aşık, yakında anne baba olacak kari koca kendi evinin mutfağında zevk içinde yüzüyorlar...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Sevişmenin verdiği rahatlama ile yatakta karıcığı ile kaşık pozisyonunda yatan Sadi çıplak karısını boynundan, ensenden minik minik öpücükler konduruyordu...
"Sadiiğ?" Dedi Songül mayişmiş sesle
Sadi Songül'ün yanağından sıkı bir öpücük alıp "Hm?"
-Şey...
Dedi çekingen bir şekilde
-Noldu? İyimisin bebeğim?
Dedi endişe ederek Sadi
-İyim kocacım, sakin. Şey... o fotoğraftaki kadın, Taylan abi ile olan...
Flashback
E
n son gördüğü fotoğrafla Sadi sersemledi, resmen şimşek çakmış gibi kala kaldı...
Songül arkası dönük sadece sütyen ve külotla yarı çıplak Taylan'nin kucağındayadi, karısının omurgasindaki ezbere bilen dövmeyi görünce Sadi yutkunamadi, kalbi ağrıyordu, okyanus mavileri kin ve nefretle doldu...
Flashback sonu.
Sadi: Şşşşşş... o konuyu kapattık! O sen değilsin ben biliyorum.
Songül: Bende onu soruyorum... ben bile bir fark bulamazken, sen nasıl bu kadar net olabildin ki? Bi an olsada şüphe et...
Sadi Songül'ün sözünü kesip hafifçe dirseğinde doğruldu
Sadi: Güzelim ben senin her kıvrımın beynimde kazili, her detayını ezbere biliyorum...
Diyerek omurgasindaki dövmeyi takip ederek yukarıdan aşağıya minik öpücüklerle inmeye başladı ve anında durdu uzunca koklayarak öptü...
Sadi: Tam şurada minik bir ben'in var, o nu da bir tek ben biliyorum, o yüzden Songül komserim cevabım, hayır! Bir an bile şüphe etmedim.
Bölümün sonu.............🙃