PART 40. " - Your eyes! " 🔥
Yaver kaşları Patlamış eli yüzü kan içinde kalan Hakanı Sadi dediği gibi oturttu, Sadi Hakan'ı kendine geldirmek için yüzünü tokat attı
Sadi: Şşştt, bana bak, kendine gel laaa.. son bi şey sorucam net bi cevap verdin verdin aks halde bu parmaklarındaki tırnakları tekek teker sökecem, sonrada parmaklarını kırarım ... anladın?
Hakan evet anlamında kafasını salladılar.
Sadi: Hakan! Bebek nerde?!
.
.
.
Hakan: Haa-... hangi bebek? Ağam bilmiyorum...
Sadi: Hakan, sabrımı zorluyorsun! Bebek nerde dedim sana?
Hakan'ın çenesinden sertçe tuttu Sadi göz göze gelmek için
Hakan: Hangi bebek hakkında konuştuğunu anlamıyorum...
Sadi: Anlatayım o zaman...
Hakan'ın karşına sandalye çekip oturdu
Hakan: Ağam yalvarıyorum beni bırak, benden ne istiyorsun? seni tanımıyorum bile, lütf-...
Sadi: Kes laan tatavayı! Firuze'nin bebeği nerde?
Hakan, karşısındaki karanlık bakışlı adamdan her şeyi duymayı bekliyordu, ama konu Firuze'yle alakalı olacağı hayalinin ucundan bile geçmemişti...
Hakan: Firuze mı?
Sadi, yüzüne yumruk attı, Hakan'ın burnu kırıldı, inleyerek burnunu tuttu, ağzı burnu yine kana bulandı... Sadi yumruğuna bulaşan kanı Hakan'ın çizgili tişörtüne sildi...
Sadi: Hayvan herif, bi daha Firuze'nin adını ağzına alma, gebertirim! Bebek nerde dedim sana?
Hakan: Ölü doğdu!
Sadi: Masal anlatma, yaşadığını biliyorum, nerde?
Hakan: Öldü dedim neyini anlamıyorsun?
Sadi: Yetti laa... senlemi uğraşacam
Sadi Hakan'ın sol dizine sıktı... Hakan ağrıyla kıvranıp bağırdı...
Hakan: AHHH! Manyak misin?!
Sadi: Tıh! Senin zebaninim ... öbür bacağına da sıkayım mi, yada söyler misin bebeği nerde olduğunu?
Hakan: Dur yapma! Tamam söylerim...
Sadi: Nerde?
Hakan: Bana lazım değildi, piçi kumara diktim, kaybettim...
Sadi: Kime?! ve bebeğe noldu, ne biliyorsan anlat...(tabancayla yaraya baskı yaptı)
Hakan: Kas-... ahhh... Kasap'a kaybettim... Aras 2 yaşına doldu, Kasap onu özel koruma olarak eğitecekmiş... ahhh yapmaaa, başka bişey bilmiyor, yemin ediyorum biliyorum!
Yaver: Hay ben senin adamlığına tüküreyim!
Sadi: Yaver hazırlan gitmemiz lazım birazdan interpol basar burayı...
Yaver: Anladım abi...
Hakan'ın ayaklarını koli bandıyle bağlamaya başladı... Sadi'de Hakan'a iki tane evrak imzalatti, suçunu kabul etmemesini sıfıra indirerek.
Abi kardeş, Hakan'ı eli kolunu iyice bağladıktan sonra, ayağından tavana asıp evi terk ettiler, kapının önündeki arabaya binip marinaya gelip, Murat'ın yatiyla değer adaya geçtiler... orada sabahlayıp, sabah eve gideceklerdi...
Bir kaç saat sonra Songül'ler İstanbul havaalanına iniş yaptılar, onları Taylan karşılayıp güvenli bir yere getirdi, kızları yerleştirdikten sonra, Songül'le Taylan birer yorgunluk kahvesi içmek için mutfağa geçtiler
Songül: Göreve döndük başkomserim.
Taylan: Komiserim hemde nasıl dönmek... balayıda bile rahat duramadınız ya, valla helal olsun...
Songül hafifçe gülümsedi
"Öyle denk diyelim... ama Sadi'leri çook merak ediyorum"
"Dönerler, merak etme, abi kardeş nerelerden dönmediler ohoo... neyse sende yoruldun komiserim git yat dinlen..."
Songül tamam anlamında kafasını salladı iyi geceler dileyerek Suna kaldırdığı odaya geçip uzandı ama Sadi'nin kokusu ve sarıp sarmaladiği kolları olmadığı için çok üşür gibi olup uyuyamadı...
Sadi'nın de Songül'den bi farkı yoktu, Songül'ün kokusunda huzur bulmaya çoktan alışmış olduğu için, kendini eksik hissediyordu...
Sadi'yle Songül zar zor sabah ettiler.
Songül yorulduğu için, evlerine gitmek istedi... Taylan üç tane polis koruması eşliğinde Suna'ile Songül'u evlerine gönderdi.
Aynı zamanda abi kardeşde Murat'la vedalaşıp jete binip evlerine doğru yola koyuldular...
Songül eve gelince Suna'yi misafir odasına yerleştirdi... kendisiyse duşa girdi, banyonun içi buram buram Sadi'nin şampuanı kokuyordu derin içine çekti ve hızlıca duş alıp Sadi'nin bornozunu giydi ve kendisini yatağa attı Sadi'nin yastığına sımsıkı sarılarak yorulduğu için uykuya daldı...
Yaklaşık 5 saat sonra Sadi'yle Yaver'in bindiği jet İstanbula iniş yaptı.
•
Sadi: Alyooooo... devremm
Taylan: Efendim devrem, nasılsın?
Sadi: Devrem benim Songül'üm nerde laa?
Taylan: "Teşekkür ederim sorduğun için bende iyiyim devrem" Songül sabah evinize gitti...
Sadi: Anladım, hadı görüşürüz.
Taylan: Devrem, şe-...
•
Taylan: Laaaann alyoo...?! Ahmet başsavcım, suratıma kapattı, bu Sadi olduğundan eminmiyiz?
Başsavcı kahkaha attı
Ahmet: Eminiz... sadece aşık ve yeni evli, hem hiç dalga geçme senide görürüz!
Taylan: Yooo almayayım teşekkür ederim ben sap memnunum.
Abi kardeş havaalanından çıkıp çiçekçiye uğrayıp, eve geldiler. Sadi hızlı adımlarla yatak odalarına geldi, içeri girip Songül'ü uyuduğunu görünce kapıyı yavaşça kapattı.
Songül'ün küçücük bedeni kendi bornozunun içinde görünce gülümsedi Sadi, yavaşça deli uyuyan Songül'ün yanına uzandı, uyandırmamaya özen göstererek başından öpüp kokladı, yüzünü severek izledi uzun uzun izledi...
Sadi, Songül uyanırsa yanından ayrılamayacağını anladi, o yüzden güzel karıcığı uyanana kadar Hakan'ın kasasından çıkan evrakları ve kimlikleri başsavciya götürmeye karar verdi...
Çiçekleri yatağa bırakıp, hızlıca duş alıp yüzerilerini değiştirdi çıkmadan önce Songül'ün yanağından öptü başını okşayarak ayrıldı odadan...
Songül Sadi'nin elini hissettiği için uyandı, gözlerini açınca yatağın yüzerindeki çiçekleri gördü
"Sadii..." diye yataktan kalkıp Sadi'yi evin içinde aradı, bulamayınca bir tık üzülmüştü...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Sadi Yılan timnın ilk görüşte reklam şirketi gibi gözüken binasına girip Ahmet başsavcıyla Taylan oturduğu odaya girip koltuğa oturdu
Sadi: Selamünaleyküm Beyler
Ahmet-Taylan: Aleyküm.
Taylan: Şükür gelebildiniz Üsteğmen'im
Sadi: Geldik işte abartmayın başkomiserim
Taylan'la Sadi sırıtarak hafifçe yumruk yumruğa vurdular
Taylan: Hoş geldin kardeşim.
Sadi: Hoş bulduk...
Ahmet: Eee Sadi nasılsın? Songül komiserim nasıl?
Sadi: İyiyiz çok şükür, siz nasılsınız, görevler ne durumda?
Ahmet: İyiyiz... görevlerde planlarda yavaş yavaş ilerliyor
Sadi: Anladım, peki Hakan'la köpekleri?
Taylan: İnterpol aldılar hepisini, prosedürler bitince üç güne kalmaz gönderirler Kasapin peşine düşeriz... Ama devrem herifi tavana aşmak ne laa? Az kalsin kan kaybından ölecekmiş
Sadi: Benim bi alakam yok kendini aşmıştır o...
Sırıttı...
Ahmet: Neyse ne... önemlisi sizin sayenizde o kadar kızlar evine dönecekler, hem Kasap'a da ulaşırız Allah'ın izniyle.
Sadi-Taylan: İnşallah!
Ahmet: He bu arada senle Yaver hakkında karargah'a haber verdim, Vatan karşısındaki hizmetiniz takdirlenmeli...
Sadi: Estağfurullah, başsavcım görevimiz. Bu arada herifin kasasindaki evrakları getirdim belki bişeyler çıkar...
Taylan: Çocuklara söylerim incelerler.
Sadi: OKeyy! O zaman ben kalkayım, lazım olursam ararsınız.
Ahmet: Hadi Songül'e selam söyle
Sadi: Aleyküm selam
Sadi ayağa kalktı kapıya doğru yürüdü
Taylan: Nereye laa, daha yeni geldin, iki lafın belini kıralım lan.
Sadi: Yok devrem almayayım, eve gidiyorum karımı özledim, hem yoruldum laaa
Taylan: Yüh yanii, oğlum iyice haminköylü oldun laa sen
Sadi: Hadi kardeşim hadi, oyalama beni...
Ahmet: Hanım köylülük candır Taylan'im
Sadi sırıtarak, ayrıldı... yolda Songül'ün sevdiği poğacalardan aldı ve eve geldi...
Songül Sadi'yi özlediği için, Sadi'nin sevdiği belgeseli açti ve menengiç yaptı, menengiçten bi yudum içip yüzünü buruşturup sephaya bıraktı, Sadisiz hatta kahvenin tadı bile tuhaf gelmişti sanki, bunlari uzun uzun düşünerek daldığı için Sadi'nın eve girdiğini bile anlamadı...
Sadi belgesele dalan Songül'e bakarak güldü
Sadi: Valla ben sana dedim izledikçe çok eğlenceli benim belgeseller...
Sadi'nin sesiyle oturduğu kanapede irkildi
"SADİ!"
Songül koşar adım Sadi'nin boynuna sarıldı, Sadi'de Songül'un belinden sarılarak kendine çekti.
"Hoş geldin, hayatım... ohh" Sadi'nin yanağından derin öpücük aldı
"Hoş buldum güzelim - derince Songül'ün kokusunu içine çekerek boynundan bir kaç kere sert öpücük aldı - Ohhh... huzurumu buldum, çok fena özledim ben seni"
Sadi Songül'ün boynundan ayrılıp, deli gibi öpmek istediği için Songül'ün dudaklarına bakışlarını indirdi... Songül "Bende seni çok özledim " diyerek Sadi'nin ensesinden tuttu kendine çektip dudaklarını birleştirdi...
Sadi karısı'nın alt dudağını zevkle dudaklarının arasına alıp ezdi sonra içine çekip ısırdığında Songül inlemesi Sadi'nin dudaklarının arasında kayboldu... Songül'ün kedicik gibi mırıldan ması Sadi'nin arzusu artırdı ...
Sadi Songül'ü kucağına aldı, ellerini kalçalarında kenetneyerek, yatak odasına varacak bir takatı olmadığı için, az önce Songül oturduğu kanapeye taşıdı...
Songül'ü kanapeye indirdi, Songül uzanınca Sadi'de bedenini yarısıyla Songül'ün yüzerine yattı hemen boynuna gömüldü derin derin Songül'ün kokusunu içine çekerek boynundan öptü biraz yukarı çıkıp kulak memesini emmerken çoktan Songül'ün tişörtü içine Sadi'nın sol eli sızmış ti...
Songül'ün deli edecek şekilde Sadi'nin eli teninde geziyordu, karnından beline, belinden Songül'ün sağ göğsüne kadar okşayarak sevdi, Sadi Songül'ün boynundan başını kaldırıp Songül'ün sağ göğsünü avuçlayip sıktı tam Songül inlerken Sadi Songül'ün dudaklarını şehvetle öpmeye başladı ... Songül'ün dili diline değince Sadi delirmişcesine erkeksi bir hırıltıle cevap verdi...
Deli gibi öpüşmeyi derinleştirirken, Songül'ün sağ göğsünü avuçlayip okşayan sol elini Sadi, Songül'ü karnına kadar okşayarak yol çizdi...
Songül nefes nefese
"Sa.. Sadi...."
... Sadi oralı bile olmadan devam etti, eli Songül'ün taytından içeri kayarken, Sadi'nin bileğinden tutarak durdurdu
"Sadi dedim..."
"Hıığ!" dedi dudaklarından ayrılıp, neden durdurulduğuna anlam veremeyip zevkten koyulaşan gözlerini Songül'ün gözlerine kitledi.
"Yapma... salonda olmas... misafir odasında Suna var birazdan iş arkadaşı gelecekmiş..." dedi ve Sadi'nin öpüşmeden reng değiştiren dudaklarına minik öpücük kondurdu
Sadi Songül'le biraz uğraşmak istedi, Songül'ün sol bacağını dizinden tutarak kendine yer açtı, bacaklarını arasına geçip iyice kendine bastırdı, Sadi'ni hissettiği için inledi Songül
"Sadii!!" dedi uyayır gibi
"Ne yapmayayım güzelim?" Sırıtarak yine sürtündu
"Sadi dedimm... ımhh"
"Efendim güzelim? Noluyo ?"
"Dur be manyak adam, rezil oluruz... imhh, akşam ne istersen yaparsın..."
Sadi gözlerini kıstı sırıtarak bakti, sürtünmesini durdurup
"Söz mü güzel karıcım?"
"Söz, azgın manyak kocacım"
"Payaslı sözü!"
diye derin ve şehvetli bi öpücük alıp ayrıldı... ikisinide bir kaç dakika içinde oluşan dağınık hallerine kahkaha atarak gülmeye başladılar... Sadi Songül'e sımsıkı sarıldı.
"Sadii..."
"Efendim"
"Hadi kalk"
"I-ıığ... Ben halimden çook memnunum" Songül'ün beline iyice sarıldı
"Hadi ama ya... kocacım kalk... Ben çok acıktım"
"Akşam doydururum ben seni" muzipçe gülümsedi Sadi
"Hııııy! Arsız kocam benim sus istersen, biri duyacak yaa"
"Bana ne laaa... kendi evimde, güzel karıcığımla özel şeyler konuşuyorum"
Songül'ün yanağından, dudak kederinden, çenesinden ve boynundan minik minik öpücükler aldı
"Ayy... eridim, durmazsan bayılacam şimdi ..." kikirdayarak Sadi'nin yanaklarından tuttu, Sadi'de gülümseyip... burnundan öpücük kondurdu
"Gezmeye çıkalım mı güzelim? Yemeğine orda yeriz..."
"Gercekten mi?" Songül'ün gözleri parladı
"Hı hı..."
"Boğazada inelim mi?"
"Durduğumuz kabahat karıcım hem vakitte hızlı geçrip akşam olur dimi..."
"Sadii!" Uyarır gibi dedi...
"Tamam tamam şaka yaptım, hadi gel kıyafetlerimizi değiştirelim..."
Songül bacaklarıyla Sadi'nin beline sarılıp gülümsedi
"Hmmm, anlaşıldı..."
Sadi ayaga kalktı Songül'ü kucaklayarak yukari kata giyinme odalarını getirip indirdi güzelini... Songül, kendisiyle kocasına çift kombin yaparak siyay sweatshot, siyah eşofman, spor ayakkabı seçti... sarılıp öpüşüp koklaşıp kıyafetlerini değiştirdiler...
Songül saçlarını tararken, Sadi tarağı aldı güzelce taradı, Songül'un saçlarını bir kaç kere öpüp... beceremesede örgü yapmaya çalıştı
Songül Sadi'nin yüzünü aynadan izledi kikirdayarak güldü
"Beceremedim galiba, bak..." başını kaşıdi örgü yu Songül'e göstererek
"Yooo... bence çok tatlı oldu teşekkür ederim ellerine sağlık bitanem..." Sadi'nin eline öpücük kondurdu
"Bu işi çözmem lazım"
"Neden?" dedi Songül şaşırarak
"Ee... şey..." Sadi'nin yüzünde tatlı bi gülümseme oluştu
"Ney hayatım?"
"Mmm... şey için lazım, inşallah ilerde bi kızımız olursa, onun saçları örmek istiyorum, çünkü eminim annesinin gibi böyle güzel saçları olucak..."
"Seni hak edecek ne yaptım ben yaa Sadi..."
Sımsıkı sarıldı Sadi'ye, tam kalbinin yüzüne öpücük kondurdu.
"Asıl ben seni ha edecek ne yaptım güzelim?!"
"Seviyorum seni"
"Bilirsin bende seni..."
Aşık çift hazırlayıp yola koyuldular, Songül yemekten önce deniz kokusu duymak istediği için, önce sahilde gezmeye karar verdiler...
Bölümün sonu............🙃