Bir Güle Aşığım PART 49. Müjdeli haber...🫠🍓 · страница 75 из 96
Страница 75 из 96

PART 49. Müjdeli haber...🫠🍓

13 февраля 2024, 23:50

.
.
.

○Efendim Sadi.

●Alyoo... Songüül, güzelim nasılsın, ne yapıyorsun?

○İyiyim, Melike ile Bahri çalışıyoruz. Noldu neden aradın?

●Neden mi aradım? Özledim seni.

○Canım kocam, bitanem beni şubeye bırakalı 2 saat bile olmadı bee...

●Kuru iftira tam tamına 2 saat 3 dakika oldu...

○Ohaa... Sadi sen saniye mi sayıyon?

●Heee... Kasap'iydi, Hakan'iydi bunaldım ne yalan söyleyeyim biran önce işlerimi bitirip sana kavuşmak istiyorum.

○Yiaaa... Sadiiğ, ben böyle şımarırım.

●Şımar şımar hatta dahada şımartayım oğlen seni kaçıracam.

○Aaa... nereye be?

●Seni öpücük manyağı yapmaya sonra tantuni gömmeye.

○Ohh... şöyle limon suyu sıkıp ekşi ekşi çok güzel olur.

●All right... o zaman görüşürüz, kendine dikkat et güzel karıcığım öpüyorum bal dudaktan.

○Bende canım kocacım, sende dikkat et...

Sadi telefonu kapattıp işe gömüldü, oğlen zamanına kadar karı koca durmak bilmeden çalıştılar.

"Beyler ben çıkıyorum." Dedi Sadi Yaver, Ahmet başsavcı ve Taylan'na bakıp.

"Devrem nereye?"

"Songül'e yemek sözüm var."

"Abi işimi bitirdim, bende geleyim mı, hem kürt gibi acıktım hem yengemi özledim."

"Gel Yaver'im."

"Selam söyleyin."

"Aleyküm, hadi Yaver."

Abi kardeş reklam şirketi görünümlü mekanlarından ayrıldılar. Şubeden Songül'ü alıp ferah bi mekana geldiler.

Yemekten sonra çay keyfi ile sohbete daldılar

Sadi: İyi gömdük hee.

Songül: Şiştim.

Sadi: Ohh... yarasın bitanem.

Songül'ün yanağına sesli bir öpücük aldı.

Yaver: Tantuni güzel ama yarın sizi başka bir yere götürecem.

Sadi: Nereye la?

Yaver: Yeni bir yer açılmış gittim, ayıptır söylemesi üç porsiyon kuzu şiş yedim, enfes parmaklarını yersin.

Kuzu lafını duyunca Songül dudaklarıni hafifçe büzüp Sadi'ye baktı

Sadi: Kuzu değildir o!

Yaver: Kuzu abi, vallahi kuzu ya, bide üç ay sütte bekletilmiş.

Sadi: Değildir oğlum, salata yemişsindir.

Yaver: Kuzu, hee salata da yedim sonra kuzu beyin salatası çok güzel, birlikte gidelim size ben ısmarlayacam.

Sadi: Allah senin belanı vermesin...

Sadi ağlamaya hazır olan Songül'ün yanına geçip sarıldı

Sadi: Sus ulan.

Yaver: Birlikte gidelim kuz... Niye?

Sadi: Güzelim, şey onu kast etmedi, salata yemiştir, sezar yemiştir şey karıştırıyor...

Yaver: Niye? Noldu ya?

Songül: Ben böyle şey...

Songül Sadi ile göz göze gelince göz kırptı, Sadi numara yaptığını anlayıp ayak uydurmak için sarıldı, Songül ağlamaklı sesle

Songül: Biraz hormonlarım coştu...

Sadi: Hormonlarımiz kötü

Songül: Her... Evet hormonlarimiz çok kötü, he tabi hamilelik sürecinde oluyor böyle şeyler, hormonlar... Hamile olmazsam alacağım şey değil yani normalde yerim biliyorsun çünkü...

Sadi: Hormonlarımiz depreşti, hormonlarımiz yer değiştirdi...

Songül: Ah hormonlar, hamilelik işte yanii.

Yaver: Abi sende yau, Allah aşkına ya, eee tamam, tabi canım hamilelikte kadınlarda bu tür şeyler oluyor, sen bana önceden söyles... NEEĞĞ?! NEEEĞ?! YENGE Bİ DAKİKA, NE DİYORSUN ŞİMDİ SEN HAMİL...? ABİİ.. BAK BEN ŞİMDİ... YAU ALLAAAH AMCAMI OLDUM YAA? YENGEM HAMİLESİN?

Songül gülümseyerek işaret parmağı ile Sadi'yi göstererek "O!" dedi Heyacandan ne dediğini bilmeyen yaver Sadi'ye bakıp

Yaver: Abi sen ham...

Sadi kardeşinin bu sapşık gülümseyerek "Hamileyiz" dedi, üçlü bir avazdan "Hamileyiz" diye çığlık attılar Yaver Songül'e sarılıp "Allah" diye bağırıp halay çekmeye başladı

"Diyarbakır güzel bağlar hanım e lorke, suları muz gibi çağlar laleli lorke lorke..."

Sadi ile Songül'e sımsıkı sarılıp tebrik etti.

Yaver: Ustaa... YEĞENİM GELİYOR BU GÜNKÜ TÜM MASALARIN HESAPLARI BENDEN, AMCA OLUYORUM.

diye mekanın sahibine seslenip halaya geri döndü... Sadi ile Songül gülümseyerek izlediler.

Yaver: Suna biliyor mu?

Songül: Hayır, konferansından dönmesini bekliyorum, bak sakın söyleyeyim yakarım seni Yaver.

Yaver: Tamam yengem sen nasıl istersen öyle olsun.

Sadi: He bu arada annemde bilmiyor.

Yaver: Anladım abi, gel bir daha sarılayım ya baba mı oluyorsun sen

Sadi: Valla oluyorum laaa.

°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°

Yaver gittiğinden sonra, karı koca biraz gezmeye karar verdiler, Songül Sadi'nin koluna girip güzel sohbetle uzun bir süre yürüyüş yaptılar.

Songül: Sadi...

Sadi: Hm? Yoruldun mu gel şu bankta biraz oturak.

Banka oturdular.

Songül: Hayır yorulmadım, susadım.

Sadi: Sen burda dinlen nen markete bi koşu getiririm.

Songül: Hayır eve gideriz zaten.

Sadi: Olur mu öyle bişey laa, şurada ya market, sen onu bırakta söyle bakalım senin canın bişey çekiyor mu?

Songül: Bak şöyle bişey istiyorum, tatlı olsun ama çikolatalı olmasın, ısırdığında çıtır çıtır ama sakın kuru olmamalı anlıyormusun?

Sadi'nin beyni mavi ekran "error 404 not found" versede evet anlamında kafa salladı, tam kalkacaken Songül durdurup

"He bide içi yumuşacık olsun içinde meyve, krema fln olmasın, hadi kocacım aklımdaki tatlıyı getir."

deyip Sadi'nin yanağından öpüp gönderdi, Sadi gülümseyerek ayrıldıktan sonra kendi kendine konuşmaya başladı

"Arkadaş sipariş mi veriyon, bilmece mi? Çok basit yolu da var laa bunu 'kek, pasta, döndürme, makaron v.s. istiyorum' o kadar. Şimdi ben nerden bulayım hem çıtır hem yumuşak, hem kuru bi o kadarda yaş tatlı yi? Sadi oğlum gazan mübarek olsun..."

Sadi baya kafasını yordu, yaklaşık yirmi otuz dakika sonra Songül'ün yanına döndü.

"Nerede kaldın be adam ağaç oldum."

"Geldim güzelim, SUYU bulamadım."

Dedi bastırarak, poşetten suyu alıp Songül'e verdi.

"Teşekkür ederim."

"Rica ederim güzelim, seni tarifine uyan bir bu vardı iki kutu aldım."

Diye baklavayı uzattı güzel karıcığına

"Evet, işte bu yaa... (baklavadan bir ısırık alıp) Baklava demiştim zaten... mmm çok tatlı... niye öyle bakıyorsun?"

Sadi once "sen ciddi misin" der gibi baktı sonra iştahla baklavaları gömen karıcığına tebessüm ederek

"Afiyet olsun güzelim." Dedi.

°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°

Akşam saatlerinde Sadi ile Songül uzanmış menengiç içip belgesel izliyorlardi, zil çaldı Sadi Songül'e bakıp

"Birini mi bekliyorduk?"

"Yoo..."

"Dur bi bakayım."

"Üstüne bişey giy."

"Kıskançlık yapmanın zamanı mı Songül cum?"

"Kıskançlık yapmıyorum, yarı çıplak geziyorsun evde, gelen insanı şoka sokma diyorum Sadi'cim."

"Adi üstünde kendi evimde, kim şoka girecek laa..."

"SADİ."

"Hm?"

"Tişört giy!"

Sadi paşa paşa üzerine tişörtü geçirip kapı açtı. Sadi'nin annesi "Sürpriz!" dedi.

Sadi: A aaa, Sultanımm, hoş geldin...

Naz: Oy yavrumm benim, Hoş buldum, çok özledim seni.

Haz hanım oğlunun yanağından öpüp sarıldı.

Sadi: Annem kapıda kaldın gel içeri.

Naz: Kapıyı kapatma Kemal gelir şimdi...

Sadi: Ne yapıyor?

Naz: Size bir kaç hediye almıştım onlari indiriyo, Songül kızım nerde?

Sadi: Hediyeye gerek yoktu Sultanım benim zahmet etmeseydin, Songül içeride gel.

Anne oğul salona geçtiler, Sadi Songül'e seslendi.

Songül: Naz anne, ne hoş bir sürpriz. Hoş geldin.

Naz: Güzel kızım, hoş buldum. Eve dönmeden önce sizlere bir uğrayalım dedim çok özledim sizi çoçuklar, ohhh mis kokulularimm benim.

Naz hanım Sadi ile Songül'e sarılıp sevdi.

Kemal: Selamünaleyküm.

Diye elindeki ünlü markaların simgesi var poşetleri elinden bırakıp Sadi'ye sarıldı.

Sadi: Aleyküm selam.

Naz: Kızım sen nasılsın? Sadi üzmez de yinede senden sorayım, bu üzmüyor dimi seni?

Sadi: BU mu? Çok ayıp sultanım.

Kemal: Pabucun dama atıldı abi.

Sadi: Sen sus gereksiz 2.

Songül kıkırdayarak cevap verdi

Songül: Yok annem, Sadi beni üzmez.

Sadi: Laa niye uzeyim? Canım benim kurban olurum ben sana.

Songül: Yiaaağ...

Naz: Tüh tüh maşallah, Allah nazarlardan korusun sizi yavrularım.

Songül: Yol yorgunusunuz, yemeğimiz hazır koyayım.

Naz: Yok kızım yedik biz teşekkür ederim, sizleri gördüm, hediyeleri verdik biz gidelim. Sizlerde çalışıyorsunuz o yüzden rahatsız etmeyelim, otelde kalırız zaten yarın erkenden Ankaraya gideriz.

Songül: Olur mu öyle bir şey...

Sadi: Sultanımm ev senin ne rahatsızlığı, hem sen otur sofra kuralım, hem Songül'ün de sana bir hediyesi var dimi karıcığım?

Songül: Evet hadi lütfen...

Sadi ile Songül mucdeli haberi vermek için içleri kıpır kıpır olurken, güzel bir sofra kurdular.

Yemekleri bitirip çay faslına geçtiler. Sadi'nin annesi ile Kemal çaylarını yudumlarken, Sadi ile Songül odalarından el ele geldiler. Songül elindeki küçük parfüm kutusunu uzattı

Sadi: Sultanımm bak bakalım hediyeyi beğenirmisin.

Naz: Bizim parfüm mü?

Sadi: Özel seri, sadece dört tane var, koku ve parfümun şişesi Songül'ün tasarımı.

Naz: Öyle mi? Bakıyım... kızım teşekkür ederim.

Parfümün kutusunu açıp çıkardı, şişe güzel soft renkteki saten kumaşa sarılıydı. Parfümü hafifçe sıkıp kokladı...

Naz: Mmmm... çok güzel olmuş, çiçekler ve çileğin karışımı ilginç ama tam bahar için uygun bir koku olmuş... Mükemmel...

Sadi ile Songül gülümseyerek izlerken, Naz hanım saten kumaşı açtı

Naz: Şışesine de bakayım... Hmm üzerine yazı işlenmiş şişe? Ama bu baya güzel fikir bunu patent yaptırıp üretime koyalım bence...

Kemal: Bence de güzel fikir...

Naz: Bak ne yazıyor çok tatlı "Annelerin en iyisisiniz, eminim o kadar da iyi bir BABAANNE OLACAKSINIZ." Yiaa çok tatlı kızım teşekkür... Nee?! Gerçekten mi?

Sadi: Torunun geliyor annem...

Naz hanımın gözleri mutluluktan dolup, Songül'e sarılıp alnından öptü, Kemal da Sadi'yi tebrik etti...

Naz: Çoçuklarim benim tebrik ediyorum, çok mutlu oldum.

İkisine de sarılıp öptü...

Naz: Kızım sen iyisisin dimi? Doktora gittiniz mi Sadi?

Songül yanaklarını al al olup yavrularının ultrason fotoğrafını verdi

Songül: Gittik, bu da fotoğrafı bir aylık oldu olacak.

Naz: Allah'm çok şükür...

Naz mutluluktan Songül'de hormonlar yüzünden ağlamaya başladılar

Sadi: Güzellerim benim ağlamayın ya, kıyamam bende ağlarım şimdi hee...

Diye ikisinede sarıldı, Sadi'nin laflarına göz yaşlarını silip güldüler...

Sadi: Heeh... şöyle yaa gülün. SİZ HEP GÜLÜN.






Bölümün sonu..............🫂🍓