PART 52. Vurgunum 💔
Songül: Bundan sonrasını anlattım zaten, ekip geldi aldı bunları...
Sadi sinirle gözlerini ovaladı
Sadi: Bu "şeker meker" diyen herifin eşgalını ver bana...
Zil sesi Songül'ü cevap vermekten kurtardı. Sadi'nin kollarından kurtulup kapıyı baktı.
.
.
.
"İyi günler komiserim, Sadi komutanım evde mi?"
"Evet, içeri büyürun."
"Yok teşekkür ederiz, Sadi komutan?"
"Bir dakika..."
Songül salona geçti
"Canım sana gelmişler."
"Kim?"
"Askeriye arabasıyla iki asker."
"Allahala..." diyerek kapıdakilerin yanına geldi.
"KOMUTANIM!" iki askerde aynı anda asker selamı verdi.
"Rahat ol!"
"Sadi komutanım, Asaf albayımın emriyle hemen kışlaya gitmemiz lazım."
"Noldu acil bir durum mu var?"
"Haberimiz yok komutanım, sizi götürmemiz için araba ile gönderdi."
"Anladım, arabada bekleyin. Geliyorum."
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Songül: Ne zaman döneceksin?
Sadi asker kıyafetlerini bir çantaya koyarken melül melül bakan karısına baktı
Sadi: Bilmiyorum bitanem, gittikten sonra belli olur, benim asker künye mi verirmisin unutmayayım.
Songül Sadi'nin saat ve kolyeleri durduran çekmeceyi açıp ayna gibi parlak künyeyi aldı, o sirada Sadi'de lazım olacak her şeyini koyup kapattı çantasının fermuarını.
Sadi: Hazırım.
Songül: Gel takayım.
Dedi künye yi kast edip, Sadi eğildi...
Kocasının boynuna geçirdi, sarılıp derin derin kokusunu içine çekip boynundan öptü.
Sadi'de Songül'e sımsıkı sarılıp omzuna dudaklarını bastırdı, bir kaç dakika öylece kaldılar sanki kokularını akıllarına kazımak ister gibi...
Sadi kafasını kaldırmadan boğuk bir sesle
Sadi: Güzel karıcığım hakkını helal et, benimki helal olsun.
Songül dudaklarıni hafifçe büzüp ağlamaklı sesle sadece "Helal olsun." Diyebildi dahada sıkı birşekilde sarılıp. Hep ağır oluyordu asker eşini belirsizliğe yollamak...
Sadi başını kaldırıp dudaklarını Songül'ün başına sonrada alnına bastırdı.
"Üzme kendini, kendine dikkat et tamam mı güzelim?"
"Tamam, sende..."
"Ouyy... büzme o bal dudaklarını."
Eğilip Songül'ün dudaklarını sonrada karnını öptü
"Yavrum, ben gelene kadar anneyi yormak yok, anlaştık mı babacım?"
Tekrardan dudaklarını bastırdı. Songül burnunu çekip
"Kalp sesini duymaya gidecektik..." dedi.
"Annemle gidersiniz, hem benim sağ salim dönmem için ikinci bir nedenim olur, yavrumuzun pıt pıt pıt diye atan kalbi."
"Peki birinci nedenin?"
"Hee... tabikide birinci şey Beşiktaş derbisi laaa."
Songül kaşlarını çalarak Sadi'nin omzuna vurup
"HIYY!!! KONUŞMUYORUM BEN SENLE, GİT." Dedi.
Sadi kahkaha atarak kollarından kurtulmak için çırpınan Songül'e iyice sarılıp kendine bastırdı...
"Dur kız, şaka valla şaka yaptım. Tabikide birinci nedenim sensin güzel karıcığım."
Diye Songül'ün narin boynundan ard arda sesli öpücükler aldı.
"Şirinlik yapma, git 'Beşiktaşı' öp."
"Yok, seni öperim ama önce Yaver'imi aramam lazım."
●Alyooo... oğlum neyapiyon?
○Çalışıyorum mekandayim abi.
●Anladım üç hemen eve gel.
○Tamam, geliyorum. Abi?
●Hiğ?
○Sana bir şey söylemem lazım, ama kızma yengem söyledi mi yokmu bilmiyorum..."
●Biliyorum Yaver'im, haberim var.
○Oh bee, şükür kıvranıyordum nasıl söylerim diye... beş dakikada oradayım.
●Dikkatli ol.
Sadi telefonu kapattıp kendine sımsıkı sarılan Songül'e
"Biraz daha öpsem şu bal dudaktan, izin var mı?"
Dedi.
"Eee maden izin istiyorsun, bir deneyin bakalım yüzbaşımm..." diye kıkırdayarak gülüp kocasını ceketinden tutup kendine çekti Songül.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Sadi: Sultanım
Naz hanım: Gidiyormuyuz çocuklar?
Sadi: Annem ben askeriyeye gitmem lazım, acil. Sen burda kal egerde Ankara'ya dönerim dersen Yavere söyle yanına bir ekip verir, yanliz gitme tamam mı?
Naz hanım: Tamam da, noluyo oğlum?
Sadi: Edişelenecek bir durum yok Sultanım önlem amaçlı.
Yaver: Selamünaleyküm.
Yaver annesinin yanağından öptü.
Naz hanım: Ohh yavrum benim, hoş geldin oğlum.
Sadi: Aleyküm selam Yaver'im.
Yaver: Abi askeriye aracı var kapının önünde, noluyo?
Sadi: Gel benim odama, iki dakika senle konuşalım.
Odaya girip kapıyı kapattılar
Sadi: Asaf albayım emretmiş kışlaya gidiyorum, ne zaman dönerim belli değil. Kasapmidir, manavmidir ne malsa artık canımı fazlasıyla sıkmaya başladı, Songül'ü almış laaan! Ruhum duymamış hay benim gibi kocayı... ne diyeyim.
Yaver: Tamam abi deme öyle ya, hem orda pek yengemi almışlar gibi durmuyordu aksine yengem onları almış gibi tek tek yerde serilmişlerdi...
Sadi bıyık altından gülümseyerek
Sadi: Karamambaa yapıyor bu işi...
Abi kardeş güldüler...
Sadi: Yaverim bu herif Songül'e ulaşdiyse annem, Suna ve diğerlerini canı tehlikede ola bilir. O yüzden ben yokken annem, Songül, Suna ve yeğenin sana emanet oğlum.
Yaver: Tamam, sen merak etme burası bende korumaları falan artırırım, Metin babalara da haber veririm, sen kendine dikkat et.
Abi kardeş konuşmasını bitirip Annesinin yanına döndüler...
Sadi: Eveet, güzellerimm ben yavaştan yola koyulayım.
Annesi ne ve Yaver'e sarıldı en sondada Songül'e sarılıp bir kaç kere boynundan yanağından öptü. Karı koca öpüşüp koklaşıp zor olsada ayrıldılar.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Beş saatin ardından dağın eteğinde olan kışlaya geldiler, kontrolü geçtikten sonra zırhlı kapıdan içeri girdi. Çantasını omzuna atıp yavaş adımlarla içeri doğru yürüdü, burda geçirdiği anıları, asker arkadaşlari canlandı gözlerinin önünde.
Albayın odası olduğu binaya doğru yürürken eğitim alanını temizleyen asker ve sigara içip onunla dalga geçen gevşek üç askeri gördü.
Araz: Çaylak iyice temizle lan.
"Çömez her yer berbat, süpürdügun yerler hep çöp be oğlum." Diye askerin süpürup topladığı çöpü dağıttı Emrah.
Emrah: Niye dikiliyorsun? Topla!
Emrah ve onun "çetesi"nin üst rütbeli olduğu için gıkını çıkaramıyor du yeni gelen askerler. Bir şey demeden yeniden süpürmeye başladı.
Emrah askerin dizine tekme attı
Emrah: Duymadım!
Asker: Emredersiniz baş...
Sadi: HOOP, noluyo burda?
Emrah: Sana ne? Yoluna bak.
Sadi: Noluyor burada dedim! Senin adın ne asker?
Araz: Bir sen eksiktin dayı, zaten komutanlar belamızı s*kiyor, senlede uğraşmayalım hadi işine bak. Emrah komutanım kışlada yol geçen hanı olmuş be.
Sadi: Emrah?
Sadi bıyık altından gülümseyerek sinirle sakalını kaşıdı, "Emrah"lar bugün baya canını sıkmıştı...
Albay: Payaslı odama?!
Sadi: Çok eğleniriz Emrah komutan, çook! EMREDERSİNİZ ALBAYIM!
Sadi Asaf albayın odasının kapısını tıklatıp gel komutuyla içeri girdi. Asker selamı verip...
"Yuzbasi Sadi Payaslı, emret albayım."
"Rahat. Gel Sadi otur, nasılsın?"
"Allah'ıma şükürler olsun her şey yolunda, Asaf albayım siz?"
"Her şey yolunda, evlilik nasıl gidiyor, gelin hanım nasıl? Var mı bir müjdeli haber?"
Sadi tatlı gülümsemey ile
"İyi çok şükür, aslında var baba oluyorum albayım."
"Vaaay, aslanım benim yaa tebrik ediyorum Allah ana babalı büyütsün."
"Amin."
"Sadi, yaklaşık bir ay burda komutan olarak görevlendirildin."
"Bir ay?" Diye sordu şaşırmış gibi Sadi
"Evet, biliyorum karının yanında olmak istiyorsun ama bu görevi senden başkasına güvenemem. İstihbarat için tim kurduk, on nefer asker iki yıldır hazırlanıyor sana düşen görev de onları sınamak, eksiklerini doldurmak ve eğitmek..."
"Estağfurullah, albayım siz eğitiğiniz askerlerin eksiklerini dolmak benim ne haddime."
"Hiç mütevazi olma yüzbaşım, sahalar da neler yaptığını görüyor, takip ediyorum senle sizin timle gurur duyuyorum. O yüzden bu bir emirdir. Şimdi git dinlen komutan evini hazırlattım sana, yarın sabahtan görev başına komutan Sadi Payaslı, hadi."
"Emredersiniz."
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
○Yiaaa... değişik bir duygu, çok hızlı atıyor kalbi Sadi.
Dedi kontrol nasıl geçtiğini anlatmak için görüntülü arayan Songül
●Doktor ne dedi?
○Her şey yolunda.
●Çok şükür, peki sen nasılsın gülüm? Canın bişey çekiyor mu?
○İyiyim canım kocacım, ama senin kokunu şimdiden çok özledim, nasıl geçecek bu bir ay?
●Bende seni özledim güzelim, görev yapacak bir şey yok sayili günler çabuk geçer diyorum ama kalbim dinlemiyor şimdi şu an burdan kaçıp yanına gitmek istiyorum.
○Ayy... romantik kocam benim seviyorum seni, hadi güzel gözlerinden uyku akıyor. Öptüm gidindan.
●Tıh, orasi olmas huylarım ben ordan...
Karı koca tatlı gülümsemeyle bir birini izlediler
○Noldu neden öyle bakıyorsun?
●Çok güzelsin, seviyorum seni, öptüm bal dudaktan, tatlı rüyalar güzel karıcığım.
○Yiaa Sadiiğ... bende seni seviyorum. Sadi?
●Hm?
○Aramanı kapatmasak? En azından senin nefes alış verişini dinleyerek uyuyayım.
●Olur, hadi kapa gözlerini...
○Ohhh... Allah rahatlık versin bitanem.
●Sizede yavrum.
Böylece uykuya daldılar...
Sabah erkenden Sadi uyandı, telefonun öbür ucunda mışıl mışıl uyuyan Songül'ü uzun uzun izledi, keşke şimdi yanında olsaydı öpüp koklayıp huzur bulacaktı.
Saat beşe yakın duşa girdi, yıkanıp saçlarını kuruttu. Asker üniformasın pantolonunu giydi, kemerini takip yarı çıplak kendine menengiç yaptı.
Pencereden baktı menengiçini yudumlarken sayım için dizilmeye başlayan askerleri izlemeye başladı. O sirada Songül'de uyanıp yarı çıplak kocasını gördü
○Bismillah...
Bunu duyan Sadi telefona baktı
●Günaydın güzellimm, nasıl uyudun?
○Sen niye çıplaksin?
●Ne diyon, pantolon var altımda kızım.
○Üstüne bişey giy, boynundaki künye ile geziyorsun ortalıkta seksi seksi.
Sadi kahkaha attıp uzerine yeşil tişörtünü üstündende asker ceketini geçirdi.
●Oldumu?
○Olmadı üniformalı falan daha yakışıklı oldun, kıskanıyorum çıkar.
●Yooğ artık... abart... abart... adı üstünde üniforma askerlerin yanına şortla mi çıkayım?
Songül kıkırdayarak
○Neden olmasın canım.
●Geç dalganı karamambaa, tek tek hatırlatırım bunları haberin olsun. Kendine dikkat, aşığım sana.
○Bende sana aşığım bitanem.
●Çıkmam lazım, ararım ben seni güzelim.
○Tamam, dikkat et, hee Sadiiig?
●Hiğ?
○Karıya kıza bakma gebertirim seni.
●Hahahahahha.... YAU heee laaa... askeriye de zaten ben bakayım diye kız "kaynıyor" canım.
○Olsa olmasa ben onlemimi alayımda.
●Tamam, komiserim. Hahahahha...
○Gülme hadi öptüm.
Sadi telefonu kapattıp postalarini ayağına geçirip eğitim alanına yol aldı.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Albay: Askerler, bugünden sizin eğitiminizle özellikle Emrah senin timle yeni komutan ilgilenecek. DİKKAT!
askerler aynı anda asker selamı verdi
Emrah: Bir bu eksikti am*na koyayım
diye homurdandı kisik sesle.
Sadi Albayın yanına gelip durduğu an Emrah'la Arazin rengi attı.
Emrah: Haa s*ktir...
Sadi: Albayim, Yüzbaşi Sadi Payaslı.
Asker selamı verdi.
Albay: Rahat ol. Evet Yüzbaşım bunların etide kemiğide senin.
Albay eğitim alanını terk etti.
Sadi: Tim dışında herkes koşma alanına geçsin sabah egzersizini bitirdikten sonra kahvaltıya gece bilirsiniz.
Her kes bir avazdan "EMREDERSİNİZ KOMUTANIM." diye rutin olarak yaptıkları gibi koşmaya başladılar.
Timden Ömer Sadi'ni dün Araz bayıla bayıla nasıl küfür ettiği herif olduğunu anlayınca
Ömer: Esseelaaa... Emrah'la, Arazi nasıl bilirdiniz?!
Diye dalga geçti...
Sadi: Tim komutanı?
Emrah: Astsubay başçavuş Emrah Erdal, emret komutanım.
Sadi: Sana emretmek olurmu laa? Ben yoluma bakayım dimi?
Emrah: Komutanım öz...
Sadi: Kessesini asker! Tim 60 şınav, başla!
"Emredersiniz komutanım!"
Diye şınav çekmeye başladılar... Sadi telefonuna tıklayıp Songül için hediye sipariş etti telefonu kapattıp cebine koydu.
Sadi: Kaç oldu asker?
Bir avazdan "kırk beş, komutanım" diye cevap verdiler
Sadi: Tıh yanlış, bir!
Diye sayıyı yeniden başlattı... yaklaşık iki yüzüncü şınavdan sonra Tim ayakta zor duruyordu.
Sadi: Bir ...
Dedi yeniden...
Ömer: am*na koyayım kaçıncı bir bu?
Sessizce dedi titreyeren sesi ile. Timin bittiği gören Sadinin "Ayağa kalk" komutuyla zar zor ayağa kalktılar.
Sadi: İki saat sonra eğitim için burda bekliyorum, her seyden once saygili olmayi paşa paşa öğrenirsiniz, şimdi yıkılın karşımdan!
Tim yemek yemeye bile halleri kalmadan koğuşlarına geçip yerlerine serıldıler
Ömer: Anam anam, ayağım tutmuyor.
Araz: Bu nasıl bir komutan lan? Sabah sabah ecdadımız s*kildi.
Erzincanli: Sizin yüzünüzden oldu işte kuyruğuna basmasaydınız, olmazdı böyle.
Emrah: Kesin sesinizi, yatın zıbarın!
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Sadi kahvaltı yaparken Songül'den mesaj geldi
○Yiaaaa sen bitanesin be adamm🫠, çook seviyorum seni❤️🔥.
●Noldu güzel karıcığım? Nasılsın?
○İyiyim, iyiyiz kocacim, çok teşekkür ederim kuryenin getirdiklerine bayıldım
●Afiyet olsun sevgilimm.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Böylece günler geçmeye başladı, ilk üç gün kışlada Timin temizlemediği yer kalmadı, sonra Sadi bildiklerini öğretmeye, timin eksiklerini doldurmaya başladı. Böyle günlerin birinde Sadi'nin telefonu çaldı...
Sadi: Emrah Erdal?
Emrah: Emret komutanım.
Sadi: Geliyorum ben, geç buraya kontrol et bunları, sizden kurtulmama bir kac gün kala yanlışlıkla birini vurup benim başıma iş açmayın.
Dedi bıyık altından gülümseyerek, geçtiği yirmi küsür gün içinde Tim Sadi ile yakından tanışmış, iyice kaynaşmışlardı.
Sadi Emrah'in omzuna pat pat diye vurup, ısrarla çalan telefonuna bakmak için eğitim alanından uzaklaştı.
Telefonu tıklayıp aramaya cevap verdi
●Alo?
○İyi günler Sadi bey, ben Emrah nasılsın görüşmeyeli?
●Sen arayana kadar iyiydi, neden aradın beni Emrah beyy(!)?
○Tabikide hal hatır sormaya aramadım. Sadece şuan karınız nerde olduğunu, ne yaptığını biliyormusunuz diye merak ediyorum.
●Bana bak sen fazla olmaya başladın gebertirim seni.
○Hiç yakışıyor mu Sadi bey size böyle konuşmak?
Sadi Songül'ü merak ettiği için herifin yüzüne kapattıp anında Songül'ü aradı...
"Hadi güzelim aç şunu laaa..."
Tekrardan aradı, sonunda Songül açtı
○Alyoo Sadiğ
●Off... şükür iyimisin? Neden telefonu açmıyorsun? Ömrümden ömrüm gitti be kuzum.
○İyiyim kocacım, şimdi kapatmam lazım Taylan başkomserimle gizli görevdeyiz.
●Tamam dikkat et akşam konuşuruz.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Uzak mesafe derken, kışla, görev ardından görev, özlem içinde geçen uykusuz gecelerin sonunda belirlenen zaman geçmişti...
●Şafak bir gece hee Songül hanım?
○Evet yaaa sonunda, hemen gelin Sadi bey.
●Emredersiniz amirim... öğleden sonra evde olacağım inşallah güzel karıcığım.
○Hadi inşallah, çook özledim seni sevgilim yaa.
●Bende seni güzelim...
○Sadiğ?
●Efendimm gülümm?
○Sana ne yapayım? Canın isteyen bişey varmi?
●Vaar...
○Ohh... harika, söyle bakalım ne istiyorsun, sen gelene kadar hazırlayayım?
Sadi Songül'ün gözlerinin içine çapkın bir şekilde bakti gülümseyerek
●Canım seni çekti güzel karıcığım.
dedi çapkın bir sesle.
○Yaaa üff... Bir git, kudurma hemen,
ciddiyim ben.
Sadi sırıtarak çapkın çapkın konuşmaya devam etti
●Bende ciddiyim sevgilimm.
○Ihh... yok sen iflah olmazsın, sen dahada kudurmadan ben kapatıyorum yarın görüşürüz hadi öptüm canım.
●Nereye laaa? "Konuşalım..."
○Yiooo... biliyorum ben seni "konuşmanı" kudurma hadi yarını bekle.
●Vaaaay.... yarını bekleyeyim? Ne olacak ki yarın?
Songül kıkırdayarak
○Hadi Sadii, hadi hayatım, hadi kocacım iyi geceler...
Diyerek telefonu kapattı.
"Şimdi uyu, uyuya bilsen oğlum..."
Bıyık altından gülümseyerek dedi ve yatağa yaslanıp kafasını geriye attı Sadi...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Sadi'nin Timinden Asaf albay memnun kaldı, böylece Sadi'nin görevi bitti, güzel karıcığına kavuşmak için hemen eşyalarını toplayıp evin yolunu tuttu.
Songül içi kıpır kıpır olarak kocasının gelmesine güzel bir sofra kurdu, kendiside hazırlandı, hafif makiyaj yapıp, şık mini elbise ile topuklu ayakkabıy giydi...
Beş saatlık yolculuktan sonra Sadi Songül ve ev için bir kaç bir şey aldı...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Zil sesini duyduğu an Songül koşar adım gidip kapıyı açtı ve anında kocasının boynuna atladı. Sadi elindeki poşetleri bırakıp karısına sımsıkı sarıldı.
Songül Sadi'nin boynuna rastgele öpücükler kondurup "Hoş geldin kocacım." Dedi.
"Hoş buldum, güzel karıcığım." Dedi Songül'ün kokusunda huzur bulurken.
Sadi Songül'ü kucaklayarak bıraktığı poşetleri alıp, Songül'ün boynunu öpüp koklayıp mutfağa taşıdı...
Elindekileri bıraktı Songül'ü mutfak sofrasına oturtup dudaklarını birleştirdi... Bir kaç dakika öylece öpüştü, Songül'ün dudaklarını ıslatıp ayrıldı...
Yanağından, boynundan sıkı birşekilde öptü...
Songül Sadi'nin ensesini, yağını parmakları ile severek
"Kocacım aç mısin? Yemek koyayım mı?"
Çoktan gözleri koyulaşan Sadi karısını güzelliğinden fazlasıyla etkilenmiş elleri Songül'ün teninde gezmeye başlamıştı bile...
Songül'ün boynundan usul usul öperken "Senle doyarım..." diye fısıldadı. Kocasını fazlasıyla özlediği için ufak inleme karışık "Afiyet olsun o zaman..." dedi ve kendisini kocasına bıraktı...
Yatak odalarına doğru yürüdüler, ikiside özlemden fazlasıyla arzuluyorlardi birbirlerini vakit kaybetmeden öpüşüp koklaşarken odaya varmadan soyundular...
Odaya girer girmez karı koca özlem gidermek için "aşkın dansını" yapmaya koyuldular... Yatak odası Sadi'nin asker künyesinin metalik sesi, aşık çiftin tenlerinin çarpmasi, Songül inleme, zevk dolu çığlıklari ve Sadi'nin hırlamarıyla doldu...
Aşık çıftın sabaha kadar yolu var...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Songül üşür gibi olup gözlerini açmadan yatakta Sadi'yi aradı, bulamayınca tek gözünü aralayıp etrafa bakındi... yatak yanındaki sehpanın üzerinde şirin sözcüklerle not ve kahvaltıyı görünce içini huzur kaplayip gülümsedi.
Sadi Songül'ü uyandırmaya kıyamayıp haber vermeden başsavcınin yanına gitmişti, bu Kasapla ilgili bir gelişme olup olmadığı öğrenmek için.
Emrah'la alakalı bir yenilik yoktu ama bunun adamı çizgili Hakanı ne suç işlediğini yani yıllardır küçük kızlara neler yaptığını öğrenen koğuştaki mahpuslardan biri şışledığini ambulans hastahaneye varamadan öldüğünü öğrendi Sadi.
Sadi: Hak ettiğini bulmuş şerefsiz köpek en azından Firuze ve diğer kızlar daha rahat yaşamaya devam ederler artık.
Ahmet başsavcı: Haklısın ama Kasapla ilgili ele degecek bir şey söyledikten sonra geberseydi keşke.
Sadi: Sıkma, canını başsavcim bulunur elbette bir yolu. Hee burada benim Devrem nerde?
Ahmet: Bilmiyorum, bende zaten senden soracaktım... En son dün sabah görmüştüm, bugün burda görüşecektik, şimdi arıyorum arıyorum, açmıyor.
Sadi: Bu kesin yine çapkınlık peşindedir, adam olmadı laa, yok yok olmaz bu böyle biz bunu evlendirelim.
Ahmet: Bir masum kızın başını yakıp günaha giremem.
Sadi Ahmet'le şakalaşıp, ofisten ayrıldı, Yaver'le buluşup eve geçmek için yola koyulurken Sadinin telefonu çaldı bilinmeyen numara ve yine Emrah arıyordu...
●Ne var koduğumun çocuğu, özledin mi beni zırt pırt arayıp duruyorsun.
○Aşk olsun Sadi bey, ben sana hediye hazırlıyorum sen bana küfrediyorsun hiç oluyormu böyle şeyler?
●Ne diye zırvalıyorsun yine?
○Ekrana bak, görüntüyü açıyorum...
Sadi ekranına tıklayıp baktı, görüntüde elleri, ağzı bantlanmiş Taylan'i gördü.
Emrah: Oo kardeş Payaslı'lar. Nasıl? Beğendinizmi hediyemi?
Sadi: Hay ben senin yapacağın işi ... var yaa! DEVREMM! DEVREM İYİ MİSİN?
Emrah: Gayette iyi merak etmeyin bir fiske bile atmadık. Zaten Sadi bey siz gelip öldüreceksiniz başkomseri, biz niye elimizi kirletelim dimi.
Sadi: Ne saçma bir insansin laan sen? O aldığın adam benim kardeşim can dostum! Ona bir şey yapacağıma kendi kafama sıkarım anladın? O yüzden seni bulmakla beni yormadan devremi bırak.
Emrah: Acaba size gönderdiğim zarfın içindekileri görünce de böyle konuşacakmisiniz merak ediyorum.
Sadi: Ne zarfı lan?!
Dediği an Sadi ile Yaver'ın yanına siyah filim kaplı araba durdu, şoför simsiyah bir zarf uzattı. Sadi kaşlarını çatık bir şekilde zarfı eline aldı.
Emrah: Heh işte o zarf...
Sadi zarfı yırtıp içindekileri çıkardı, bir deste fotoğraf vardı, Songül'ün fotoğrafları... şahane gülümsemesi ile bir bungalov evin yanında bir kaç kere yakalanmıştı...
Fotoğraflar uzaktan gizlice çekildiği belliydi... Fotoğraflara tek tek bakarken, bir filim gibi akıyordu resmen, Songül'ün bungalov eve girmesi, evin içindeki fotoğraflara bağlanmışti...
En son gördüğü fotoğrafla Sadi sersemledi, resmen şimşek çakmış gibi kala kaldı...
Songül arkası dönük sadece sütyen ve külotla yarı çıplak Taylan'nin kucağındayadi, karısının omurgasindaki ezbere bilen dövmeyi görünce Sadi yutkunamadi, kalbi ağrıyordu, okyanus mavileri kin ve nefretle doldu...
Elleri titreyerek telefonunu yere şiddetle vurup kırdı, fotoğrafları buruşturup sımsıkı tuttu...
Yaver: Abi belki...
Sadi: Yaver sus! Telefonunu ver!
Yaver: Sinirle şey yapma yengem hamil...
Sadi: SUS DEDIM SANA! TELEFONU BANA VER!
Sadi Yaver'in telefonunu alıp Songül'ü aradı
○Yengeeemm?
●Hazırlan! birazdan seni alacam.
○Sadiğ, noluyo? senin sesine noldu?
●Geliyorum!
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Sadi deposunun önünde arabasını park edip, arabadan indi.
Sadi: Songül in arabadan!
Songül'le Yaverde indiler
Songül: Sadiiğ noluyo be? Sen niye bağırıyorsun? Yol boyunca da ağzını bıçak açmadı...
Sadi fotoğrafı arabanın kapotuna koydu
Sadi: Songüül Acererk buna bir açıklaman var mı?
Songül elleri titreyerek buruşuk fotoğrafı alıp açtı gördüğü şey le şok geçirdi, sesi titreyerek konuşmaya başladı
Songül: Hay... Hayırr b... bu ben de..değilim! Sadi bana bak, ben değilim bu, inanmadin dimi buna?
Sadi'nin yüzünden tutup göz göze gelmek istedi ama Sadi kendini geri çekti...
Sadi: Songül depoya gir!
Songül: Tam-mamm sakinleş, bak ben değilim o tamam mı? Oturup konuşalım, lütfen...
Diye içeri girdi, Sadi arabasının torpidosunda silahini aldı emniyetini açtı... Bunu gören Yaver
Yaver: Abi dur, gözünü seveyim yapma... İçerideki yengem laaa... sen deli gibii aşık olduğun kadın, karnında senin bebeğin var, nolursun sonradan pişman olacağın bir şey yapma.
Dedi Sadi'nin önüne geçip.
Sadi: Yaver çekil!
Yaver: Tabancayı ver, sonra çekilirim.
Sadi Yaver'in yüzüne okkalı bir tokat attıp, Songül'ün ardından girdi...
Yaklaşık on, on beş dakikalık belirsizlikten sonra, deponun içinden üç kere silah sesi yankılandı.
Yaver yere çöküp sessizce ağlamaya başladı...
Depoyu ateşe verip ağır adımlarla saçı başı dağılmış Sadi çıktı...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
•Emrah bey...
○Efendim Timur bey?
●Sadi Payaslı kıskançlık krizinde, karısına üç el ateş etti...
○Ceseti kontrol edin oyuna gelmeyelim.
●Oyun olduğunu sanmam, karı ile beraber girdikleri depoyu ateşe verip, içeriden tek kendisi çıktı ve hüzünlü bir şekilde her yerin ateş kaplamasıni izliyor...
○Harika haber bu Timur bey, peki bunların hepsini kayta aldınız mi?
●Evet... Emrah bey abi kardeş bir birine girdiler.
○Kayda devam, izlemek çok heyecanlıyım...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Yaver Sadi'nin yüzüne yumruk geçirdi...
Yaver: BU YAPTIĞIN İÇİN SENİ ÖMÜR BOYU AFFETMEM SADİ PAYASLI!!!
Sezon finali...................🥺💔
Herkese merhaba, engelci tayfa "yakamdan düşene" kadar yeni bölüm gelmeyecek, üzgünüm ama aynı bölümleri tekrardan yazmaktan gına geldi, umarım anlayışla karşılarsınız.
Kendinize dikkat edin, seyorumm...❤️🔥