PART 36. Endişe...
.
.
.
Paraşüt'ler açıldı havada süzülerek indi aşık çift, paraşütleri çıkardıklarıdan sonra, Songül bıcır bıcır konuşup, bağırıp Sadi'nin etrafında zıplayıp sevincini yaşarken, Sadi kanında akan adrenalinle ayakta durmaya zorlandı sırt üstü yere yığıldı
Songül: Çoook keyifliydi... Woohooo!
diye çığlık attı, kollarını iki yana açarak, etrafa baktı Sadi'nin boynuna atlamak için, Sadi'nin yere serıldığını görünce dizlerine çöktü, adamın ateş gibi yanan yanaklarıni ellerinin arasına alıp, mavilerine bakarak konuştu "Sadi iyimisin? SADİİ..." Sadi'den bi yanıt gelmeyince endişelenmeye başladı, yanaklarini okşayarak bi kaç kere seslendi... "Sadi... korkuyorum bişey dee... kocacım... Sadi-i...!
Sadi'nin bakişlari gökyüze kitlenmişti, Songül sol elini Sadi'nin kalbinin yüzerine koydu, kalbi çok hızlı atıyordu, sanki göğüs kafesinden çıkacak gibiydi bunu hisseden Songül'ün elleri titreyerek Sadi'nin kostümünu önünü açtı, nefes alışıni kolaylaştırmak için kasketını çıkarmaya çalıştı
"Allah kahretsin açılsanaa" dedi çekiştirerek "Sadii... Yardim edin, Yaveer!"
Yaver Songül'ün sesini duyunca bişeyler ters gittiğini anladi
Yaver: Sunaa... koş abiiimee bişey oldu.
Songül'le Sadi indiği yere koşmaya başladılar...
Suna: Yaver noluyo?
Yaver: Abimin yükseklik korkusu var...
Suna: Ney?! Ah abla yaa sen naptin...
Sadi'nin kasketını çıkarıp başını okşayarak Sadi'ni kendine geldirmeye çalışıyordu Songül dolu dolu gözlerinde inci gibi yaş akarak "Sadi... hadi sevgilim kendine gel nolursun Sadi, özür diliyorum benim yüzümden oldu" dedi Sadi'ye sımsıkı sarılarak "Aptal Songül! Adam dedi sana...! Aptal kafa..." diye kendi kendine söylenerek hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı...
Kalbi sıkışıyor olmasına rağmen Sadi şoku atlatıp derin nefes aldı, kendisine sarılıp ağlayan Songül'ün saçlarını okşayarak
Sadi: Şşştt... güzel karıcığıma deme öyle şeyler, bozuşuruz...
dedi sakin bi ses tonuyla, Sadi'nin sesini duyan Songül ağlaması dahada arttı kafasını kaldırdıp "Sadi... iyisin... Allah'ım çok şükür, iyisin" diye Sadi'nin yüzüne boynuna rastgele öpücükler kondurdu ve sımsıkı sarılarak boynuna gömüldü kokusunu içine çekerek
Sadi: Kız bi dur boğacan... ahh...
diye gülümsedi Sadi Songül'ün altında can çekişiyor gibi yapıp, Songül'ün sesi titreyerek "ç-çook özür diliyorum iyimisin?" dedi adamdan ayrılıp, hızlıca çantadan su alıp Sadi'ye içirdi
Songül: Sadi hadi bi yudum iç şundan... benim yüzümden oldu özür dilerim... (ağlamasını durduramadı yine gözlerinden yaşlar döküldü)
Sadi kalbide bi sızlama olsada Songül'ü sakinleştirmek için gülümsedi Songül'ün yanağını severek konuştu
"İyiyim güzelim bak, sakin..." diye Songül'ün göz yaşlarını sildi
Yaver'le Suna yanlarına geldiler. Korkudan bembeyaz olan Yaver nefes nefese konuştu
"Abii, iyimisin? Ambulans falan çağırayım? Doktor baksın..." deyip Sadi'nin elinden tuttu
Songül: Çağır acil çağır Yaver...
dedi Sadi'nin değer elinden tutarak...
"İyiyim, aslanım, iyim... ufak kalp çarpıntısı geçirdim... abartma laaa..."
"Abi..."
"Ne abi, abi? 33 yıldır abinim laa, bi kere ikiletmeden laf dinle lan..." dedi Sadi kaşlarını çattarak...
"Tamam ama bari Suna bi baksın" dedi Yaver yalvarıyor gibi bakarak.
"Sadi abi itiraz kabul etmiyorum! Ben doktorum sen hasta, yat yatığın yerde" Dedi Suna Sadi'ye yaklaşarak
"Okkeyy baldız, teslimin..." diye bi elini kaldırdı Sadi
Suna Sadi'nin bileğinden nabzını kontrol etti, bir dakika da kaç kere nefes alış verişini kontrol etmek için ellerini Sadi'nin göğüs kafesine koydu...
Songül Sadi'nin elinini bırakmıyordu, dolu dolu gözlerlerini kapatarak uzunca Sadi'nin alnından öptü...
Sadi ortamı yumuşatmak için "Laaa abartmayın bir şeyim yok, he hatta bir kere daha atlamak istersen atlayabiliriz" diye şaka yaparak sırıttı
Songül: Hayır! Hayır, istemiyorum atlamak falan yetti..., manyak adam niye beni korkutuyorsun
diye Sadi'nin elini sıktı, Suna hayır anlamında kafasını salladı
Suna: Abi kalbin dengesiz atıyor, bir iki gün aksiyona karışmak, yorulmak, heyecanlanmak, kalbini zorlayacak şeyleri yapmak yok. Yaver kalkmasina yardım et eve gidelim tansiyonunada bir bakalım...
dedi Suna Sadi'nin durumundan edişelenip, ama Songül'e çaktırmamaya çalışıyordu
Songül: Suna Sadi iyimi? Hastahaneye gidelim mi? kalbi çok hızlı atıyordu, bakişlari kitlenmişti sanki... çok edişeleniyorum benim yüzümden oldu
dedi üzülerek...
Suna: İyi, ufak kalp çarpıntısı geçiriyor ama biraz uzansın dinlensin geçer merak etme tamam mı ablam?
Songül: Tamam.
Sadi'nin koluna girdiler yavaş yavaş yürüyerek eve geldiler, içeri girip yatağa yatırdılar, Suna tansiyon aletini getirdi, tansiyonu ölçtu, baya yüksek olduğu için ilaç verdi Songül'de dikkatlice sula ilacı içirdi kocasına.
Suna: Buda kalbin için dil altı hapı günde iki kere alsan iki güne bir şeyin kalmaz
Sadi yüzünü buruşturdu "tadı çok iğrenç içmem ben onu"
Songül: Çocukluk yapma Sadi, Suna alman gerek dedimi alman gerekiyor, hadi aç ağzını
Sadi istemsizce açtı ağzını, Songül dilinin altında hapı koydu Sadi'nin ağzını kapatıp öpücük kondurdu.
Suna: Akşama kadar terasta taze havada yatıp dinlen, sonra bi daha kontrol ederim, ve dediğim gibi kalbini yormak yok...
Sadi: Tamam doktor gelin hanım baş üstüne de ama iyiyim ben
Songül: Sen merak etme Sunam ben ilgilenirim, kalkmaz o.
Suna: Oldu a zaman sen dinlen abi, Yaver'le biz çıkalım
Yaver: Ben yemek hazırlayayım, bir isteğin olursa seslen...
Diye abisinin omzuna hafifçe dokunarak mutfağa ayrıldı Yaver ardında Suna.
Songül hızlıca üzerini değiştirdi, sonra Sadi'nin kostümünu çıkarıp rahat bir şeyler giydirdi, beraber terasa çıktılar kanapeye yerleştiler, sarılıp dinlendilmeye başladılar...
○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○
Sadi'nin iyi olduğuna emin olduktan sonra, Yaver yemek yapan Suna'yla uğraşmaya başladı
Yaver: Aşkım benim sen eminmisin çorba öyle yapıldığından?
Gülmeye başladı suyun içinde yüzen iki tane patatesle, soğan, domatese bakarak.
Suna: Yaver'cim elimde bıçak var, çorbam hakkında bir şey demeden önce bi daha düşün istersen ...
dedi bıçağı sallayarak
Yaver: Heee... şey... immm gayet güzel gözüküyor aşkım, suyla patates işte...
diye alay ederek gülümsedi
Suna: Yaver dedim... (elindeki bıçağı masaya bıraktı) aşk olsun yaa elimden geldiğini yapmaya çalışıyorum, al kendin yap... Allah Allah yaa bide pişkin pişkin sırıtıyorsun
Yaver: Oy sevgilim benim, senin çorbanı ben biliyorum, tadı hala boğazımda... abime kıyamadım, ben yemek sipariş ettim, adam zaten kalp krizi geçirdi bide senin çorbayla gıda zehirlenmesi yaşamasın
Diye kahkaha attı
Suna: Yaveer...
Yaver: Efendim şefim?
Suna: Kaç!
Diye kovalamaya başladı, Yaver'i yakaladık sonra bir kaç kere koluna göğüse vurdu, Yaver Suna'nın ellerini yakaladı tutarak belinden sarılıp okyanusa doğru yürüdü
Suna: Bırak Yaver
Yaver: Bırakmam
Diye okyanusun bağrına Suna'yle atladı...
○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○
Aynı zamanda adadakiler parti için hazırlıklarını başladılar, yemekler, atıştırmalık mezeler, alkollü içecekler, kokteyller, dans için pist, hazırlanmıştı, Dj müzik listesini seçti... ortalıkta çok eğlenceli bir parti hafasi vardı...
Partiye adadaki tüm müşterileri katılacak olması Sadi'nin pek hoşuna gitmemişti, kalabalıkta her şeyi kontrol edemeyeceğini düşündü dans pistine yakın iki tane iki kişilik masa ayarladı, özenle süslenmesini buyurdu...
Kendileri de, Yaver'le Suna'de rahat etsin istiyordu...
Her şeyi düşünmüştü ama okyanusun bağrındaki adanın daha tanışmadığı karanlık tarafı ola biteceğini es geçmişti...
○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○
Adananın en kenerinde her şeyden uzakta iki katlı bungalov evde Hakan'ın sesi yankılandı
Hakan: Firuzee! Neredesin lan
On yedi-on dokuz yaşlarında, mini bi elbiseli naif, kollarında ve omuzlarında morarma ile çok güzel bi kız indi ikinci kattan Hakan'ın yanında
Hakan: Sen nerdesin laan, iki saattir çağırıyorum burda
Firuze: Duymadım (dedi istemsizce)
Hakan Firuze'nin kolundan sertçe tutup kendine çekti boynuna gömüldü
Firuze tiksinerek Hakandan uzaklaşmaya çalıştı
Firuze: Hakan bırak leş gibi kokuyorsun... (dedi)
Hakan sarhoş olduğu için delirdi Firuzeni boğmaya başladı
Hakan: Lan nankör iki ağız tatlı laf etsen, güler yüzle karşılaşan ölürsun dimi?
diye haykırdı nefessiz kaldığı için morarip çırpınan Firuzeye bakarak... Hakan elini çekti Firuzenin boynundan, kız yere yığıldı öksürme kriziyle nefes almaya çalışırken... Hakan pantolonunu düğmesini açtı fermuarı indirip, nefes nefese kalan Firuzenin saçlarından tutup
Hayır: ilk geldiğin gün sana aşık olduğum için yat kalk şükret yoksa onun bunun altında orospuluk yaparken geberip giderdin... Al lan ağzına!
diye erkekliğini kızın ağzına doğru itti...
Firuze Hakan'ı dediğini yapmasza dahada kötü olacağını acı dolu geçtiği uç yıl içinde öğrenmişti... Her zaman yaptığı gibi tiksinerek, kendindende, nefret ederek sessizce herifin dedikleri yapıp Hakan "işini" bitirmesini beklecekti...
○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○
Sadi uzun ve çok keyifli uyuku çektikten sonra full enerji'le uyandı kollarında uyuyan Songül'ün yüzündeki saçları kulağının arkasına topladı hafifçe burnuna öpücük kondurdu. Songül Sadi'nin nefesini yüzünde hissettiğinde hemen uyandı
Songül: Hayatım noldu? Kalbin mi ağrıyor? Suna'yi çağırayım...
diye yerinden kalkmaya çalıştı... Sadi Songül'ün kolundan yakaladı kendine çekip sarıldı
Sadi: Sakin laaa, sen böyle genç yaşında verem olucan... iyim zımba gibiyim (diye güldü)
Songül: Allah Allah endişeleniyorum be adaam
Sinirlenerek Sadi'nin elini cimcirdi
Sadi: Oh... cimcir cimcir...
Songül: Çook ayıp bide ohluyo...
Sadi: Ben acıktım (Songül'un dudaklarına bakti yutkunarak)
Songül: Hemen bişeyler getireyim, Yaver'le Suna yapmışlardır kesin.
Sadi hayır anlamida kafasını sallayarek Songül'ün boynundan, çenesinden ve dudak kederinden öptü
Sadi: Seni yesem... doyamıyorum çünkü.
Bir kaç kere busecik kondurdu. Songül gülümseyerek Sadi'nin göğsünden hafifçe ittip "Keşke kocacım, ama Suna'yi duydun, heyecan ve aksiyon yasak o yüzden bir kaç gün unut sen onu..." dedi
Sadi: İyiyim ben bak, bi deneyelim istersen
Songül: Hayır dedim Sadii... şansını zorlama yoksa bir hafta yatağa almam...
Sadi: (sırıtarak) Sevişmeden bir hafta sende dayanamazsın Songül Payaslı...
Songül: Hııııy! (Gülümsemesini gizlemek ağzını eliyle kapattip söylendi) Ne biçim bir insan oldun sen...
Sadi: Ne var laaa... ne dedim sanki...
Songül: Yok bişey... hasta falan değilsin maşallahin var senin hadi kalk Yever'lerin yanına inelim
Sadi: Yani kesinlikle yok diyorsun ?
Diye ellerini Songül'un tişörtünü içine soktu... Songül kikirdayarak Sadi'nin kollarından kurtuldu ayağa kalktı
Songül: Evet sen iyileşene kadar kesinlikle yok. Kalk Sadi'cim hadi...
Sadi: Tııısss! Kara Mambaa hatırlatırım sana bunu haberin olsun. (dedi huysuzlanarak)
Songül: Kocacim söylenme duyuruyorum...
Şakalaşıp gülümseyerek mutfağa geçtiler, Yaver sipariş ettiği yemekler gelmişti. Dörtlü partiden önce ufak bişeyler atıştırmak istedikleri için sofra etrafında toplandılar... ve yemek faslına geçtiler.
○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○
Hakan: Kalk temizlen... kendine çeki düzen ver şu morlukları da kapat, her yıl olduğu gibi partiye katılıyoruz yanımdan ayrılma
Firuze bişey demeden herifin altından kalktı yere tükürerek ağzını sildi, kıyafetlerini düzeltti, banyoya doğru giderken Hakan durdurup duvara yasladı Firuzenin boynundan sımsıkı tutarak konuştu
Hakan: Bu adanın patronu benim bi yamuğunu görürsem...
Firuze: Gebertirsin!
Hakan: Hmm... aferim (boynunu yaladı) hee bide şey şu aşağıdaki orospulara söyle müşterilerden bi tek şikayet duyarsam dünyayı dar ederim onlara.
Firuze: Hakan daha yaşları küçük korkuyorlar tabikide...
Hakan: Sende bunların yaşındayken gelmiştin, merak etme uslu kız olurlarsa yaşayıp gideriz yoksa adam etmesini bilirim... lafla olmazsa dayakla anladın?
Firuze: Anladım...
Hakan: Şimdi kaybol... On beş dakikan var hazır olman için!
diye kızı bıraktı.
○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○○
Dörtlü yemekten sonra hazırlayıp çiftli kombin yaparak adaya geldiler ve an itibariyle parti keyfi başlanmıştır...
Bölümün sonu........🙃
Birazçik geciktigi için özür diliyorum, yanlışlıkla yazdığım bölümü sildim🦦🥲...