PART 51. Karamambaa❤️🔥
.
.
.
Sarıp sarmalamasi için hemen Sadi'ye sokuldu Songül.
"Bunu 'affettim' olarak kabul ediyorum." Dedi Sadi iyice sarılıp, Songül Sadi'nin göğsüne gömdüğü başını evet anlamında salladı.
İkisini tatlı gülümsemey ile izleyen Naz hanım
"Ohh... çok şükür, hep böyle yan yana olun, üzmeyin bir birinizi çocuklar."
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
"Saat üçten geçiyor bence çıkmak için ufaktan hazırlanalım."
Kol saatine bakarak dedi Sadi'nin annesi ve odasına gitti, Songül kocasının göğsünden kafasını kaldırıp tam ayağa kalkarken masanın üstünde ters çeviriler Sadi'nin telefonu çaldı. Songül telefona alıp baktı
"Kim?" diye telefonu almak için elini uzattı Sadi
"Bilinmeyen numara."
Songül eşinin eline telefonu verdi, Sadi telefona tıklayıp aramaya cevap verdi
●Alyo?
○Sadi beylemi konuşuyorum?
Diye sordu bilinmeyen numaradan arayan adam
●Evet, benim.
○Sadi bey, duyduğuma göre benim olan bir şey sizde imiş onu bana getirmenizi istiyorum.
●Sen kimsin laa, ne diyon?
○Hee pardon, ben Emrah, tanışmamızdan hiç memnun değilim, çünkü benim işime karışılmasından hoşlanmam.
●Ne kullanıyon sen oğlum? Hangi Emrah laan?! Neyse laa senle uğraşamam işim var benim.
○Durun Sadi bey kapatmayın, bide böyle tanıştırayım kendimi Kasap'ım ben.
●Kasap?!
○Heeh! Taa kendisi, tanışma faslını geçtiğimize göre, az önce söylediğim gibi benim olan şeyleri istiyorum ve onları siz bana getireceksiniz Sadi bey.
●"Benim olan şey" derken?
○Hakan ve dokümanlar o kadar.
Sadi alaycı bir kahkaha atarak cevap verdi...
●Oldu paşam yanında salata falanda istermisin?
○Sadi bey olmuyor ama böyle, bana sizi çok akıllı bir adam diye tanıttılar.
●Yanlış tanıtmışlar, yüz yüze görüşünce yakından tanışırız Emrah'cım, o zamana kadarda kendine dikkat et. Muhabbetine doyum olmuyor ama şimdi çook önemili bir işim var kapatıyorum.
○"Kibarca konuşayım dedim yine olmadı, illa tehdit etmek lazım." Diye mırıldandı Emrah ve ciddi ses tonuyla konuşmaya devam etti...
Sadi bey size eşiniz Songül Payaslı'yi ben istediğim şeyleri getirdiğinize kadar benim misafirim olacağını söylemeyi unuttum.
Songül'ün adını duyduğu an Sadi'nin kaşları çatıldı, kalp ritmi değiştiğini ayan beyan hissetmeye başladı...
Sadi'nin kan çanağına dönen mavileri Songül'de sabitlendi, sanki karısının aklından geçenleri okumak için bakıyordu...
Songül'ün boğazında bişey düğümlendi sanki, zar zor yutkunup gözlerini kaçırdı Sadi'den uzaklaşmak için adım attığı an Sadi bileğinden yakalayıp geri çekti.
●Adin neydi hep unutuyorum af buyur.
○Emrah, Sadi bey daha çok duyarsınız Kasap Emrah!
●Heee, Emrah bey, bak sen bir psikoloğa falan görün, kafa gitmiş senin.
○Sadi bey, bakın benimle alayla konuşacak bir durumda değilsiniz, eşiniz Son...
●EŞİM SONGÜL şimdi, şu an yanımda ve sana acil şifalar diliyor.
○....
●Hmmm... sessizlik hiç yakıştıramadım Emre bey! Neyse emniyet sorgu odasında görüşmek dileĝiyle AMMMCAMIN OĞLU!
Söver gibi telefonu kapattıp masanın üzerine fırlattı.
Songül Sadi'nin bir açıklama bekler gibi bakışlarını anlamamazlıktan geldi
Songül: Canım kocacım elimi bıraksan üzerimi değiştirmem lazımda.
Sadi sinirleri bozulmuş gibi gülümseyerek köpek dişine dilini sürdü.
Songül Sadinin sinirlerini yatıştırmak için tatlı tatlı gülümsemeye başladı ayni andada Sadi'nin elinden kurtulmak için çabalıyordu.
Songül: Kocacım noldu? Sinirlendin sanki?
Sadi: Karamambaa!
Diye Sadi Songül'ün elini bırakıp iki elini masaya koydu, Songül'ü kollarını arasında sıkıştırıp Songül'le aynı hizaya gelmek için eğildi.
Sadi: Songüül Payaslıı... kasap'in mekanında "misafirlik" nasıl geçti? Bahçesinde erik ağacı mi varmış?
Songül: Anlamadım canım ne misafirliği?
Sadi: Songüül!
Dedi uyarır gibi...
Songül: Yaa... tamam sakin, germe beni, hamileyim ben.
Sadi: Ben de onu diyorum ya, BENİM HAMİLE KARIMIN kaçırıldığını elin herifinden duyuyorum, Allah'm sen aklıma mukayyet ol.
Songül: Sadii canım kocamm sakin. Hallettim ben.
Sadi: Sana bişey yaptılar mi? Bişeyin varmi?
Songül: Hayır, bak iyim, iyiyiz...
Diye Sadi'nin elini karnına koydu. Sadi'nin çene kasları kasılıp Songül'ün eline baktı
Sadi: Bu morluklar herifler yüzünden oldu mu?
Songül: Evet biraz patakladım.
Sadi: Hay ben böyle işi si... Tövbe estağfurullah, benim gibi kocayı tamam mi...
Songül: Sus be adam, deme şöyle şeyler, hem hatırlatayım ben komiserim kendimi koruya biliyorum.
Sadi: Bende senin kocanım, en azından senle olup bitenden haberdar olmaya hakkım var laaa.
Songül: Yaa Sadiiğ sürat asmaa, valla her şey aniden oldu aldılar, telefonumu kırdılar olnardan kurtulup destek çağırdım derken, Yaver önceden gelip heriflerı öldüresiye dövdü. Bunu duyan Taylan başkomserim sana söylememi emretti. Valla bence adam haklı, herifleri sorguya çekemeden sen bu sinirle öldürürdün onları.
Sadi: Yaver'le Taylan'nin haberi vardı ve bunu bana söylemediler?! Hem ayrıca ben yinede öldürürüm laaa!
Songül: Yaa Sadiiğ...
Sadi: Yok Sadiiğ madiiğ... anlat nasıl, nerede oldu bu?
Songül: ...
Flashback...
Songül şubeden çıktıp arabasına bindi ve eve doğru yola çıktı...
Songül: Bebişim, biliyormusun babaanne senle tanışmak için çok heyecanlı, babanı söylemiyorum bile "yavrumun kalp atışlarını dinlerim" diye gün saydı resmen, onada hak verelim dimi doğal olarak merak ediyor seni, babana nispeten bana daha kolay ben seni hissediyorum kalbimin altında olduğunu biliyorum...
Songül tatlı gülümsemeyle konuşmaya devam ederken yol kenarınde yatan küçük çocuğu görünce kaşları çatıldı
Songül: Noluyo be?
Arabası ni durdurup indi, etrafa bakti kimse yoktu, daha kisa diye ormanın içinden geçen yoldan gittiği için yol kenerleri full ağaçla kapalı idi. Hızlı adımlarla yerde ters yatan çocuğun yanına geldi
Songül: Beni duyuyor musun?! Yardım lazım mı?
Diye seslendi bir kaç kere, bir yanıt alamayınca bir travması olabilir diye boynu başına dikkat ederek sırt üstü yatırdı
Yerde yatani bir çocuk degilde bir silikon çocuk yani oyuncak olduğunu görünce
Songül: HAY SİZİ ALLAH BİLDİĞİ YAPSİN!
diye sinirlendi oyuncağı ağacın altını otur pozisyon getirip bıraktı.
Songül: Gerizekalilar çocuğa araba çarpıp bırakıp gitmiş diye aklım çıkıyordu az kalsın, offf bu ne bee!
diye söylenip arabaya bindi emniyet kemerini takarken arka koltuktan kafasina iki silah doğruldu
X: ANİ BİR HAREKET YAPMA...
Songül: KİMSİNİZ LAN?! POLİS KOMİSERİNE SİLAH DOĞRULTMAK, BU NASIL BİR CÜRET?!
X2: Kapa çeneni...
Diye heriflerden biri arka koltuktan Songül'ün yanina ön koltuğa geçti
X2: Silahını ver! Sakin bir delilik yapma kafana şarjöru boşaltırım.
Arabadan indigi zaman öldüre bilirdiler ama yapmadılar çunku heriflerin öldürme emirleri yoktu bunu anlayan Songül sakinligini koruyup durumu kendi eline aldı
Songül: Tamam sakin bak silahımı alıyorum...
Silahı almak için elini uzatan herife verdi tabancasını Songül.
Songül: Oldumu?
Silahini ardindan Songül'ün telefonunu aldı, telefonu kırıp camdan dışarı fırlattı
X2: Çalıştır arabayı, bas gaza yolu tarif ederim.
Songül itiraz etmeden yola koyuldu...
••
○Emrah bey, aldık mekana geçiyoruz.
●Aferim size beyler, Songül hanım benim misafirim aman diyeyim bişey olmasın, çok güzel ayarlayın.
○Emredersiniz Emrah bey.
●Yine bir kaç adam al yanına.
○Yok dört kişi hallederiz (Songül'e bakip) zaten zayif ufak bişey.
Emrah kahkaha attı
●Anladım benden haber bekleyin.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Yarım saat sonra...
X3: Kadına bak bee, nasıl şanslı herifler var am*na koyayım.
Yan odada elleri kelepçeli Songül'e bakarak dedi heriflerin biri
X3: Bunun kocası gelmeden biraz eğlensek olmaz?
X2: Hayır aklından bile geçirme kadin polis hem Emrah beyi başımıza sarma.
X3: Hay ben o BEYinede sokayım.
Songül: KIMSE VAR Mİ? HEY... BİR BAKARMISINIZ?
X2 Songül'e bakmak için ayaklanirken değer herif durdurdu
X3: Ben bakayım mı lan?
X2: Tamam.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
X3: Ben varım şekerim, noldu?
Songül: Sıkıştım, lavabo ihtiyacım var kardeşim.
X3: Şekerim "kardeşim" deme lazım olur.
Songül: Sen ne anlatıyorsun be lavabo diyorum.
X3: Ouuu sinirli şey tamam gel...
X2: Lan dikkat et!
X3: Oğlum abartma be kadın başıyla ne yapabilir sanki. Şekerim gel bu taraftan...
Songül sinirle bakıp herifin peşinden ağır ağır yürümeye başladı, bir yandan mekanı inceliyordu...
X3: Hadi geç içeri şekerim.
Songül: Şu ellerimi aç
X3: Yioo onu yapamam.
Songül: Ellerim bağlı nasıl gidereyim lavabo ihtiyacımı?
X3: Ben yardım edeyim?
Songül: Geri bas!
X3: (kahkaha atarak) Tamam şekerim sinirlenme.
Diye Songül'ün elindeki kelepçeyi çıkardı
X3: Hadi hallet işini.
Songül: Kardeşim manyak misin sen? Kapıyı kapatayım çık.
X3: İşte o kesinlikle olmaz, hadi.
X2: LAN HER ŞEY YOLUNDA Mİ?
X3: YOLUNDA, S*KTİR GİT KANKA.
Hadi şekerim sende yorma beni hallette götüreyim bak bağırıp duruyor.
Songül: Tamam lütfen bari arkanı dön lütfen.
X3: Sen böyle güzel bakarsan nasıl hayır diyebilirim ki şekerim?
Arkasını döndü Songül kemerini açtı
X3: Şekeri...
Songül kemerini herifin boynuna geçirdi sımsıkı tuttup bayiltti
Songül: Polis akademisi yazılmayan kurallar. Kural bir "hiç bir zaman şüpheliye arkanı dönme, şekerim!"
Herifin ağzına orda duran havluyu tıkti, ellerine kelepçeyi geçirdi, klidini klozete atıp suyu çekti.
Songül herifin üstünü aradı telefonunu bulup Taylana konum attıp destek istedi. Yavaş adımlarla lavabodan çıktı .
Songül: Kural iki "Şüpheliyi aldıktan sonra üstünü iyice ara!"
Diye ceketinin iç cebinden çaki bıçak çıkardı, herifi lavaboya doğru geldiğini görünce saklanıp bekleme başladı.
Songül herifin boynuna çakı yi dayadı
Songül: Şşşş... sesini çıkarma.
Diye herifin benildeki silahlı alıp doğrulttu
Songül: Tak şunu eline...
eline kelepçeyi geçirdi.
Songül: Aferim, çök...
Herifin ensesine tabancayla vurup bayıltıktan sonra yavaş adımlarla çıkışa yönlendi ama aniden tabanca tutan eline darbe yedi, tabanca elinden düştü sersemledi.
Emrah'in adamı Songül'ün saçlarından sertçe tutup kaldırmak için çekti, Songül kedini toparlayıp herifin çenesine yumruğu ile arda arda vurdu, elinden kurtulmak için hamleler yaparken mekane Yaver giriş yaptı, saniyeler içinde herif yere serip üstüne çullandi
Yaver: Hayvan herif...
Songül: Ben beş herifi gördüm mekanda. Sende kaç var?
Yaver: İki, siz iyimisiniz, sen yeğenim? Varmi bir şeyin yenge?
Songül: Bende bununla üç, hallettik. İyiyiz yengem merak etme.
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Songül: Yaver yeter artık öldürecen.
Yaver: Abimin eline geçmeden bence gebersin.
Songül: Hayır Sadi bilmeyecek Taylan başkomserimin emri var.
Yaver: Yenge kusura bakma ben abimden birşey saklamam söylerim.
Flashback sonu...
Songül: Bundan sonrasını anlattım zaten, ekip geldi aldı bunları...
Sadi sinirle gözlerini ovaladı
Sadi: Bu "şeker meker" diyen herifin eşgalını ver bana...
Zil sesi Songül'ü cevap vermekten kurtardı. Sadi'nin kollarından kurtulup kapıya baktı...
Bölüm sonu....................🤔