PART 2. Gece gözlu ve şiir gülüşlü... (düzenlendi)
.
.
.
.
Ahmet: Bizde ayni şekilde gurur duyuyoruz. Sonrazun uzun uzun konuşuruz, ama şimdi bugün yapacağımız operasyona odaklanmamız lazım...
Taylan: Bugün saat 20:00, ------ namlı otelin restoranın da, tüm organize süç örgütlerinin liderini, açık artırmaya katılacağına dair bilgiye ulaştık sahadaki istihbaratçilarimizdan.
Songül: Peki ne yapmayı düşünüyorsun, başkomiserim? Hepsi ni suç üstü yakalaya bilirmiyiz?
Taylan: Maylasef... hepsini alsakta aldığımız gibi geri bırakmak zorunda kalırız delil yetmezliğinden... Şimdilik
hedefimiz Osman Baba ve Sarı Bekir lakaplı mafya lideleri, bizdeki bilgilere göre, bu ikisi arasında bi takas olacakmış. Flaş hafıza kartı, içinde önemli deliller ve bilgiler var... Osman Baba yüklü miktarda paraya satmak istiyor kartı Sarı Bekir'e. Ne pahasına olsun o hafiza kartına ulaşmamız lazım anlaşıldı mı?
Songül: Anlaşıldı. Bunu nasıl halledebiliriz, bi planınız varmı?
Taylan: Var... ama sana çok büyük yük düşüyor bu operasyonda...
Bir kaç gün önce bizim ekip organ mafyası Mehmet Eresen'in aldılar, kimse bilmiyor onu bizim elimizde olduğunu. Bugünkü partiye Mehmet Eresen'de davetli, ama aniden Mehmet rahatsızlanır, onun yerine Londrada yaşayan biricik yeğeni Afife Eresen katılacak partiye, yani sen Songül.
Eee... ne diyorsun , yapabilir misin?
Songül: Elimden geleni yaparım başkomserim. Bu Afife Eresen'i kimse tanımıyor mu yani açığa çıkma ihtimalim var mı?
Taylan: Sanmam en son Türkiye'ye 13 yaşında bundan 12 yıl önce gelmiş. Küçük bir kız çocuğu yani o kadar yıl geçmiş kimse hatırlamaz diye düşündük, rahat ola bilirsin.
Ben, Semih başkomiserim ve Fatih, seni dışarıdan yönlerdireriz, bunuda mikro kulaklıkla hallederiz. Bi şeyler ters giderse hemen yanına gelmeye çalışırız Songül komserim. Hadi kostümleri halledelim, vaktimiz az kaldı. Sonra bi daha hızlıca planın üzerinden geçeriz.
Ahmet: Hadi Allah yardımcınız olsun.
Bende gidiyim evrak işlerini halledeyim hem Afife'yi misafirler listesine kaydettireyim son dakika da bi sıkıntı olmasın.
Yılan timi, operasyona hazırlanmaya başladilar, her şey mükemmel olması lazimdi...
Saat 18:00, Emin'in evi
Emin menengiç yapip yanida atıştırmalık bir şeyler hazırladı, güzel uykudan sonra acıkmıştı. Kahvesiyle salona geçti, menengiçi sehpanın üzerine bırakıp kendide tekli koltuğa yerleşti, menengiçten bi yudum alıp... öğlen yemeği diye gitmiş hala ortada yok Yaveri aradı....
Yaver: Efendim abi...
Emin: Laaa... sen neredesin? Akşam işimiz var, ortada yoksun, valla yoruyorsun son zamanlar.
Yaver: Yoldayım merak etme yetişirim, Sunam gitme biraz kal dediği için kıramadım... anlarsın yaa 😉 .
Emin: Koskoca 7Emin'in, sağ kolu hanımköylü çıktı iyimi🤣...
Yaver: Ağam dalga geçme... senide görürüz başına gelince😅
Emin: Ben sapım, durumundanda memnunum... zevzeklik yapma da, üç eve doğru 10 dakikan var....çıkmamız lazım. (Telefonu kapattı)
Emin menengiçini bi dikişte bitirdi. Biraz sosyal medyada takıldı... saat 19:00 de hazırlanmak için odasina gitti, duş aldıktan sonra, giyinme odasi geçti, siyah takımını hazırladı, beyaz boğazlı kazakla kombini tamamladı
aksesuar olarak en sevdiği saati el bileğine geçirdi, parfüm sıktı. Odadan çıkmadan önce aynaya bakti ve kendi kendine 'jilet' dedi ve odadan ayrıldı.
O sırada Yaverde eve geliyor, hazırlanıyor... abi kardeş kapıda karşılaşırlar...
Yaver: "Vııy" abime bak be... her zamanki gibi şık ve sadee, kesin kızlar kaçıracaklar seni 😂
Emin: Hadi canım kardeşim... Hadi az laf çok iş... çok zevzek adam oldun. Geç kalıyoruz.
Yaver: Tamam, tamam gidelim... iyice huysuz bişey oldun sen son zamanlar, iki goy goy yapalım dedim olmadı.
İkili evden çıktılar arabalarine binerek -------- otele yol aldılar...
Saat 19:10
Songül'un de hazırlıkları bittmişti, çok güzel olmuştu ...
...kulaklığın son ses denemesini yaptılar,
kendini korumak zorunda kalırsa diye ayakkabısınına çakı gizlediler.
Taylan: Songül, her şey tamam gözüküyor... Sen hazırmısın?
Songül: Hazırım başkomserim, yola çıksak iyi olur geç kalmayalım.
Taylan: Hadi o zaman Allah yardımcımız olsun. Sana özel araba ile şoför atlyarladık, sen önden git, biz takip ederiz seni.
Songül tamam anlamında kafasını salladı ve binadan çıktı, onu bekleyen şoför siyah son model BMW'yi kapısını açtı, Songül bindi, şoför kapıyı kapatıp yerine geçti ve yola koyulu.
Saat 19:50, -------- oteli
Emin ve Yaver açık artırmaya olacak mekana gelmişlerdi, mekan çok kalabalıktı , hafif klasik müzik çalıyordu, Emin ve Yaver'i gören kadınlar bakıb baştan aşağı süzdüler, 'off... adamlara bak be... uzun boylu renkli gözlü... ' diye konuştular onlara bakarak.
Emin ve Yaver barın yanındaki sandalyalerin birine oturdular kendilerine viski aldılar. Emin'i tanıyan her kes yanina geliyor ve selamlaşiyordu... çoğu Emin'den korkuyorlar ve saygı duyuyor...
Bundan 5 yıl önce bu kirli ve "karanlık" dünya'ya ben 7Emin'im diye girmişti ve kendi kurallarını koymuş o kurallara uymayanida hesabını kapatarak çok kısa zaman içinde karanlık dünyani liderlerden biri olmuştu... ama kimse onu geçmişi ve nereden geldiğini bilmiyordu daha doğrusu bu güne kadar onun hakkında bi bilgiye ulaşamamışlardi, bu bilgide onlari daha da çok tırsmalarını sağliyordu .
Yaver: Abii... 😁 ben birazçik buraları kolaçan edeyim... (kendisine bakan iki kadına bakarak konuştu)
Emin: Ya sabır... Laaa oglum... Bi rahat dur, işimiz var dedim sana... hala çapkınlık peşindesin.
Yaver: Ne çapkınlıği abi ya... medeni medeni iki çift laflarım diye düşünmüştüm.
Emin: Biliyorum senin "medeni konuşman" nerede biteceğini, az otel odaların toplamadim seni. O yüzden uslu uslu otur oturduğun yerde beni uğraştırma.
Yaver: Tamam be... oturduk...😐 hem sevgilim var benim artık.
Emin: Allah Allah...😂 yenimi hatırladin sevgilini... durdurmasam çoktan yan masadaki kadının yanında biterdin.
Yaver: öf abi yaa😄... tamam, ama otel odalari kadınlari falan Suna duymasın aman diyorum... beni yer hee.
Emin: Önce gelin hanımla bi tanışalım... sonra bol bol seni çekiştiririz.
Neyse boş boş konuşmayı bitirelim, şu işi halledelim, git bana Sarı Bekir'i bul.
Yaver tamam anlamında kafasını salladı ve Emin'in yanından ayrıldı.
Emin viskisinden bir yudum aldı ve etrafındaki insanlari incelemeye başladı... bir iki dakikadan sonra Emin'in yanına kafasını biraz öne eğerek
Yakub geldi konuşmak için.
Yakub: Emin ağam, istediğin her şey tamam... size olan borçu karşılığı olarak getirilen 4 araçı de okuttum ve çocuk esirgeme kurumuna bağış yaptım, adınızı de vermedim.
Yeni bir emriniz var mı?
Emin: Yok, eğlenmene bak.
Yakub Emin'in yanından ayrıldi, saat 8den geçti davet edilen mafya lideleri çoktan gelmişlerdi... Emin'de onlara katılmak için ayağa kalktı, ve kalabalığa karıştı...
O sırada Songül'un bindiği araba otelin önünde durdu şoför hızlıca inip kapıyı açti Songül derin nefes alıp verdi, araçtan indi ve görev başladı...
Hafif gülümseyerek "Ses deneme... Ben içeri giriyorum Taylan komserim" dedi sesini kısarak.
"Ses deneme tamam, bir sorun yok, girebilirsin ama çok dikkat et komserim, bizde otele yakınız" dedi Taylan.
Songül merdivenlerden çıkarken herkes ona bakıyordu, 'üf... fıstık... fıstık... böyle bi sevgilim olsa evden çıkmazdım lan' diye fısıldayarak konuştular ardından. Songül kapının önündeki görevlinin yanına geldi "Afife Eresen, 'Eresen' şirketinin vekili" dedi. Görevli tablete bir iki tıklayıp "Hoşgeldiniz, Afife hanım, buyurun" diye kapıyı açtı. Songülde kalabalığa karışarak Osman baba ile Sarı Bekir'i çaktırmadan aramaya başladı.
Az ötedeki masada Emin'le Sarı Bekir konuşuyorlardı
Sarı Bekir: 7Emin, yardım etmeyi kabul ettiğin için teşekkürler ederim, şu hafıza kartını bi elime geçireyim, en kısa zamanda ödeyeceğim borcumu.
Emin: Kartı ne yapacagın ömrümde değil... ben parama bakarım, Sarı, umarım zamanında ödersin yoksa çok kötü şeyler yaparım, anladın?
Sarı Bekir: Öderim, söz!
Emin konuşmaya devam ederken gözü onları uzaktan izleyen bi kadına takıldı, çok güzel, narin kadındı, Emin'in ona baktığını fark edince, kadın hafifçe gülümsedi....
O an Emin çok garip bir şey hissetti... ne olduğuna anlam veremedi, kalp atışı hızlandı, bakmayı bırakamadı, sinirlenmiş gibi oldu... şimdi Bekir'in ne söylediği umurunda değil di. "Hadi, Sarı, sonra konuşuruz" dedi daha fazla konuşmak istemiyorum der gibi.
Songül, Sarı Bekir'i buldu, uzun boylu, çokta yakışıklı siyah takımlı bi adamla konuşuyordu, uzaktan onları izlemeye başladı, bi anda ona mavi gözler kitlendiğini fark edince ne yapacağını şaşırdı ve gülümsedi ve o adama bakarak ... kısık sesle çaktırmadan "Bekir'i buldum" dedi. Taylan "Anlaşıldı, Songül onu gözden kaçırma ve takas olacak yeri bulmaya çalış" dedi.
Songül yanindan geçen garsondan dikkat çekmemek için eline bi kadeh içki aldı... Emin ona hala bakıyordu, genede Songül böyle şeylere çok sinirlenen ve rahatsız olan biriydi ama nedense mavi gözlerin ona bakması çok garip şekilde hoşuna gidiyordu. Eminle Songül'un bakışmalarini, Songül'un yanına gelen adam konuşarak bozdu
X: Selam hanımefendi, ben Yakub, size eşlik edebilirmiyim (dedi elindeki kadehi göstererek). Adınız ne?
Songül: Selam, istemiyorum teşekkürler ederim (dedi tersleyip)
Ama Yakub iyice Songül'un dibine girip, sorularla rahatsız etmeye devam etti...
Kızın rahatsız olduğunu gören Emin onlar tarafa yürümeye başladı. Emin geldi Yakub bunu fark edince hazır ol pozisyonuna geçti, hafif başını yere eğdi ve "ağam" dedi
Emin: (Sakin bir ses tonuyla)
Yaakub... kaybol! (dedi, Yakub hızlıca yanlarında ayrıldı, Songül şaşkınlık içinde Emin'e baka kaldi)
Emin: İyi misiniz? Kusura bakmayın, sizi daha önce bizim çevrede görmediği için haddini aştı, rahatsız etti, biraz içkiyide fazla kaçırmış.
Songül: Teşekkür ederim (gülümsedi). Evet, buralarda yeniyim... ben Afife Eresen, Mehmet Eresen'in yeğeniyim.
Emin şaşkınlık içinde kaldi, kim bu "gece gözlü ve şiir gülüşlü " kadın diye düşünmeye başladı, Afife Eresen olmadığını biliyordu çünkü geçen sene Londra'da Mehmet ve Afife'le karşılaşmıştı ve onu iyi tanıyordu...
Yüzündeki şaşkın ifadeyi sildi ve gülümseyerek bu konuyu sonunu merak ederek kendini tanıttı
Emin: Ben Talat... Talat Körkuş, memnun oldum Afife hanım (diye elini uzattı)
Songül: Bende memnun oldum (diye adamın elini sıktı)
Evet... ve 2 bölüm sonu🙃... okuduğunuz için teşekkür ederim.