Bir Güle Aşığım PART 41. "Etmiyorum müsaade falan özledim ben seni..." 🔥 · страница 57 из 96
Страница 57 из 96

PART 41. "Etmiyorum müsaade falan özledim ben seni..." 🔥

27 октября 2023, 17:53

.
.
.

"Eeee... yemek diyordun, nereye gidiyoruz? "

çocuksu bi tavırla Sadi'nin kolundan çekiştirerek dedi Songül... Sadi dışarıya çıktıklarından beri yemek hakkında konuşan, yemekleri güzel bir iştahla anlatan Songül olduğu fark edince gülümseyerek konuştu

"Ben mi yemek diyordum güzel karıcığım?"

"Hığ? anlamadım"

"Yok bi şey... eeee, söyle bakıyım ne istiyorsun?"

"Mmmm... az ötedeki balık ekmekten istiyorum"

"Hadi o zaman."

Balık ekmekçiye gelip, deniz manzaralı güzel masaya oturdular...

Sadi: Evet... güzelim ne sipariş edeyim?

Songül: Ekmek içisiz bol turşulu balık ekmek

Sadi: Tamam güzel karıcım

Sadi el hareketiyle garsonu çağırdı

Garson: Hoş geldiniz, siparişlerinizi alayım

Sadi: Hoş bulduk, kardeş, bize iki tane balık ekmek... biri bol turşulu olsun he bide ustaya söyle ekmek içini alsın...

Garson: Anladım, yanına içecek bi şey istermisiniz, çay, kahve, ayran, gazoz?

Sadi: Ne istiyorsun bitanem?

Songül: Ayran.

Sadi: İki ayran lütfen

Garson: 10 dakika sonra siparişleriniz hazır olur.

Garson yanlarından ayrıldı, Sadi her zaman olduğu gibi Songüle aşkla bakıp yanağından, sakağindan öperken, elini tutup seviyordu...

Songül'se temas bağımlısı kocasının tüy hafifliğideki öpücükleri keyfini çıkarıyorken, burnuna çok hoş koku geldi, dudaklarını yaladı Sadi'ye bakarak konuştu...

"Sadii..."

"Efendim güzelim?"

"Ohhh...(derin soludu) şu kokuyu alyormusun?"

"Nasıl bi koku karıcığım?"

"Almiyormusun? Çook güzel kokuyo... ohhh mis gibiii..."

Sadi bir kaç kere derin derin havayı soludu

"Yok, sadece buram buram senin kokun var mis kokulu karıcığım " Songül'ün boynuna gömüldü sesli bir kaç kere öpücük aldı... Songül huylanarak kikirdadi...

"Hayır, dur be adam... o değil, süt mısırla, taze simitin kokusu geliyor..."

Sadi etrafa baktı, yaklaşık 100-150 metre ötede simit le, süt mısır sattıklarını gördü

"Ohaaa... güzel karıcığım 150 metre var aramızda laaa, sen onların kokusunu nasıl alıyorsun?"

"Hani nerde?"

"Bak orda..."

"Ayy... ne bileyim ya... aç olduğum için mi, kokusu çook güzel geliyor Sadi..."

Sadi Songül'ün "süt mısır" dediğinde yutkunup, alt dudağını ısırdığı fark edince ayağa kalktı, Songül kafasını kaldırıp anlam veremiyor gibi baktı Sadi'ye...

"Noldu? Nereye?"

Sadi gülümsedi şaşkınlıkla bakan Songül'ün yanağından okşayarak

"Eee... belliki canın çektı, getireyim işte..."

"Valla mı?"

"Valla..."

"Canım kocamm yaa, gel bi öpeyim senii"

Sadi dudaklarında öpücük beklerken Songül yanağından öptü, Sadi gözlerini kısarak baktığını görünce Songül kikirdadi

"Kara Mambaaa..."

diye Songül'ün dudağını öpmek için eğilirken, Songül kendini geri çekti öpmesine izin vermeden, sağ avcunu Sadi'nin dudaklarına bastırıp hafifçe itti doğrulaması için

"Hadi, Sadi'cım... Hadii, çabuk git gel..."

Sadi Songül'ün avcunun içine öpücük kondurup doğruldu

"Merak etme güzelim benim akşam bol bol gidip gelecem ..."

İmale muzipçe gülümseyerek göz kırptı

"Sadii!"

Dedi Songül uyayır gibi, Sadi aynı gülümsemeyle ayrıldı... Keyifli şekilde yürüyerek bir kaç dakika içinde simitle süt mısır sattıkları yere geldi

X: Merhaba, ne vereyim abime?

Sadi: Merhaba delikanlı... Dört tane taze simitle, dört tane süt mısır ver bakalım...

X: Buyur abim.

Sadi: Teşekkür ederim, üstü kalsın...

Aynı zamanda Songül yanına yirmi sekiz-otuz yaşlarında bi adam geldi

Adam: Afedersiniz, müsaitmidir burası?

Songül: Kusura bakmayın, değil. Eşim gelecek şimdi.

Adam Songül'ün dediğine inanmadı, karşısındaki fıstık gibi kız başından salmaya çalışıyor diye, şansını zorlamaya karar verdi ve Sadi'ni yerine oturdu

Songül: Ne yapıyorsunuz?!

Kaya: Adım Kaya, eğlenceli biriyim, az önce geldim ve tek olduğunuzu biliyorum, eğer beni kovmasaniz çok iyi anlaşırız...

Songül: Beyefendi! Kalkarmisiniz masadan.

Kaya: Kalkmam... iki dakika konuşalım işte senle, amma naz yaptın fıstık... Çok gerginsin sen, bişeyler ısmarlayayım sana... Garson bi baksana...

Songül: Haddini aşıyorsun! Polis memuruyum ben, insanları rahatsız ettiğin için, seni içeri attırırdımde ama seninle muhatap olmak istemiyorum!Hem eşimde gelecek şimdi, senin için hiç iyi olmayacak! O yüzden defol.

Kaya: Sinirli şey çen polismisin? Çok korkuyorum... (alayla gülümseyerek devam etti) hem eşimde eşim diyorsunda lavuğun teki olsa gerek yoksa senin gibi bişeyi nasıl yanliz bırakır?!

Herif, arkasındaki kaşlari çatık Sadi'yi fark etmeden konuşmaya devam ederken, Songül gözlerini kapattıp yasabır çekiyordu...

Kaya: Bak benim kız arkadaşım yok ama...

Sadi: Şşştt... "tatlı çocuk"... erkek mi arkadaşın var?!

Songül Sadi'nin kıskançlıktan belirip atan damarlarına baktı... Sadi, herifin omzunu tuttup sertçe sıktı...

Kaya: Anlamadım?

Sadi: Sen az önce demedin mi laaa... "kız arkadaşım yok ama ..." diye işte o yüzden erkek arkadaşın mı var diye soruyorum?

Kaya: Sen ne diyorsun lan?

Sadi: Diyorumki karım oturduğu masadan kaybolman için 5 saniyen var, yetiştin yetiştin yoksa seni ikiye bölerim!

Herif Sadi'nin karanlık bakışlarından şaka yapmadığını anladığında yutkundu

Kaya: Beyefendi, özür diliyorum, hanımefendi yanlız oturmasın diye şey yapmıştım, yenge olduğunu bilmiyordum...

Sadi: "Bir... iki... üç..."

Herif hızlıca ayaklanıp koşarak çıkışa yönlendi

Sadi sinirle herifin arkasından baktı, Songül olmasaydı lime lime ederdi herifi... Songül'ün sesini duyunca Sadi'nin siniri uçtu gitti...

Sadi: İyimisin karıcığım?

Songül: İyiyim bitanem, sinirlenme gel otur, boş ver abuk subuk herif işte

Sadi Songül'ün yanına oturdu, garson yemeklerini getirdi... Karı koca yemek faslına geçtiler... Songül balık ekmeğin arkasından, bir tane süt mısırida gömdü. Sadi tatlı gülümsemeyle izledi...

Songül: Uff... şaka maka şiştim... bak kilo andırıyorsun bana, ben bunları nasıl eriteceğime şaşırıyorum sonra Sadi, valla bak çünkü...

Sadi mizip bir gülümsemeyle "Nasıl eriteceğimizi ben biliyorum" der gibi baktı Songül'e... Songül Sadi'nin bakışlarından ne demek istediğini anlayıp utanarak gülüp konuştu

Songül: Baaak.... baak... artık insan içine taşımaya başladın (Sadi'nın elini vurdu). Saçmalama... ne gerek var ya...(kikirdadi) iki göbek atarız öyle eritiriz canım.

Sadi: Hmm... sonra göbekte atarız haklısın güzelim.

Songül: Sen iflah olmazsın Sadiii!

Sadi gülümseyerek Songüle uğraşmaya devam ederken telefonu çaldı, açıp hoparlöre aldı

•

Sadi: Alyoo...

Yaver: Abi, nasılsın?

Sadi: İyiyim oğlum, yengenle dışarıdayiz, bişey mi oldu laaa?

Yaver: Her şey yolunda merak etme, sizi evde göremeyince arayayım dedim. Yenge sen nasılsın?

Songül: İyiyim yengem... Siz nasılsınız, Suna ne yapıyor?

Yaver: o da iyi, duş alıyor...

Songül: Anladım, hep iyi olun.

Yalver: izninizle, Suna'le evimize gidiyoruz, Suna işe başlayacak mış da.

Sadi: Anladım, gidin ama dikkat edin, Taylan'a söyle koruma versin size

Yaver: Tamam. Abim iki dakika hoparlörü kapatır mısın.

Songül: Len Yaver siz ikiniz yine ne karıştırıyorsunuz acabaa?

Yaver: Aşk olsun Yengem yauu bişey karıştırmıyoruz...

(Sadi hoparlörü kapatıp telefonu kulağına tuttu)

Songül: Tıh tıh tıh... peki öyle olsun Payaslı kardeşler... Pek-kii! (Sadi'ye kötü kötü baktı)

Sadi: Konuş... umarım önemli bir şeydir laaa, çünkü beni yaktın oğlum ...

Yaver:

Sadi: Eeee...

Yaver:

Sadi: Aferim laaa sana, yakışır Yaver'ime!

Yaver:

Sadi: Estağfurullah kardeşim... Hadi görüşürüz, Suna'ya selem söyle.

(Sadi hoparlörü açtı)

Yaver: Yengem özür dilerim, yarın bunu telafi ederim söz. Kendine dikkat et...

Songül: Gizli saklı iş yapan hainlerle konuşmuyorum!

Yaver: Yengem yapmada

Songül: ........

Sadi: Hadi kapatıyorum, konuşuruz laaa

•

Abi kardeş biraz konuşup kapattılar...

Songül: Yaver ne dedi, siz yine ne karıştırıyorsunuz?

Sadi konuyu değiştirmek ister gibi konuştu

Sadi: Yemeğini bitirdiysen kalkalım mi güzelim?

Songül: Sadii...

Sadi: Ney?

Songül: Ne ney? Yaver'le diyorum, ne konuştunuz diyorum?

Sadi: Duydun işte bitanem... evlerine gidiyorlarmiş, kalkalım mi?

Songül: Sadi'cim acaba lafı dolandırmasan mi?

Sadi: Hangi lafı laaa?

Songül: Peki Sadi Payaslı sen nangi laf olduğunu hatırlana kadar burda otur ben eve gidiyorum.

Sadi bişeyler sakladığı için kırıldı Songül hızlıca ayağa kalkıp çıkışa yönlendi, Sadi böyle olacağını tahmin etmemişti afalladi, ne yapacağını şaşırdı, cebinden cüzdanını çıkardı bir yandan garsonu ararken, bir yandanda Songüle sesleniyordu

Sadi: Songül, kız bekle...

Songül bişey demeden mekandan ayrıldı, Sadi hesabı ödedikten sonra, Songül'le yetişmek için hızlı adımlarla arkasından çıktı...

Sadi: Songül...

Songül arkasına bakmadan evin yolunu tuttu, Sadi söylene söylene yetişti Songül'e ama Songül trip atmaya kararlıydi...

°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°

Aynı zamanda Yaver'le Suna çoktan evlerine varmış birer kahve keyfi yapıyorlardı...

Yaver: Aşkım...

Suna'nın başına öpücük kondurdu

Suna: Efendim sevgilim

Yaver: Yürümeye çıkalım mı?

Suna: Şimdi?

Yaver: Evet, hava çok güzel

Suna: Hayır istemiyorum, ayrıca sen iyimisin, ateşin falan mı var?

Yaver: İyiyim de, niye sordun?

Suna: Ne bileyim "sevişelim mi" dersin diye beklerken "Yürümeye çıkalım" teklifi garip geldi

Kikirdayarak güldü, Yaver Suna'ya yaklaşıp boynundan öptü

Yaver: Aşkım istersen sevişede biliriz yeterki sen iste...

Sırıtarak belinden sarıldı kendine çekti

Suna: Hayır dur bee manyak hemen sirnaşma

Yaver: Haydaa onada hayır bunada hayır ama olmazki böyle...

Çocuk gibi dudaklarını büzüp baktı

Suna: Hadi kalk koca bebek, yürüyüşe naş naş...

Yaver: Ama sevişmeye ben yükseldim yürüyüşü boşmu versek...

Sırıtarak iyice sarıldı Suna'ya

Suna: Bende yürüyüşe yükseldim o yüzden gidiyoruz.

Yaver'in dudağına öpücük kondurdu... Kıyafetlerini değiştirip evlerine yakın havası çok güzel ormana geldiler...

Suna evden getirdiği cevizleri sincaplar'a verip onları sevip fotoğraflarını çekiyordu... Yaver bir ağacın altına evden getirdiği kamerayı yerleştirdi, Suna'yi çektiğinden emin olduktan sonra Suna'nın yanına geldi ve az sonra yapacağı şey için içi kıpır kıpır oluyordu...

Suna Yaver'e arkası dönük şekilde cevizlerin hepsini döktü, ve yerde kalp şeklinde bir yaprak buldu

Yaprağı eline alıp Yaver'e göstermek için döndüğünde dondu kaldı...

Yaver tek dizine çökmüştu sağ elinde de yüzük vardı

"Suna'm benimle evlenirmisin?"

Suna şoku atlatıp

"Evet!"

Yaver yüzüğü Suna'nın eline taktığında sonra "SENİ ÇOOK SEVİYORUM!" diye sesi çıktığı kadar bağırıp Suna ile beraber döndü...

Suna kikirdayarak gülüp bir kaç kere öptü Yaver'i.

Yaver'le Suna mutluluğunu yaşarken, Songül Sadi'ye trip atıp tek kelime etmeden eve gelmişti arkasından Sadi eve girdi

"Ya karıcığım böyle yapma gözünü seveyim. Çek vur daha iyi beni ya, vallahi billahi."

Songül bi yanıt vermeden giyinme odalarına geçti, Sadi'de arkasından odaya girip konuşmaya devam etti

"Beni bu sessizliğe gömme, senin senin sessizliğin bana sensizlik gibi ya..."

"Sadi! Çıkar mısın soyunacağim."

"Hee... beklediğim cümleler bunlar değildi ama bu da bir başlangıç..."

"Sadi, çıkar mısın diyorum, soyunacağim."

"Karşında namahrem yok, helalin var karşında soyunabilirsin. Son bir aydır yanımda rahatça soyunabiliyorsun doğru hatırlıyorsam."

"Yok namahrem, ama benden bir şeyler gizleyen kocam var! Şimdi müsaade ederseniz üstümü değiştireceğim."

Sadi'ye arkasını döndü, Sadi Songül'ün omuzundan tuttup sert bir şekilde kendine doğru döndürdü... Songül'ün yanağına elini koyup

dudaklarına konuştu Sadi...

"Etmiyorum müsaade falan özledim ben seni..."

Songül'ün dudaklarına bastırdı dudaklarını, Songül ne kadar trip atmak istesede özlem hissi ağır bastı Sadi'nin ensesinden tuttup öpüşmeni derinleşti, nefesis kalana kadar öpüştüler, nefes almak için alınlarını birleştirilerek ayrıldılar...

Songül dudaklarını yaladı, Sadi yutkundu birbirlerinin nefesini soludular. Sadi Songül'ün belinden sarılıp makyaj masasına oturttu, bacaklarını aralayıp, geçti... kendine bastırarak Songül'e sarıldı...

Sadi Songül'ün sweatshirtunu çıkarıp yerle buluşturdu, Songül'de aynı şekilde Sadi'nin sweatshirtunu çıkardı yerle buluşturdu...

Sadi'nin Songül'ün bacağını boylu boyunca okşayıp, sıkıyordu bir yandanda Songül'ün boynuna gömülüp ıslak ıslak öpücükler kondururken Songül'ün sutyeninden kurtuldu...

Sağ eliyle sol göğsünü avuçlayip yormaya başladı, sağ göğsüne önce minik minik öpücükler kondurdu sonra üçünü emip ısırdı... Songül zevkten minik minik inleme kaçırıyor Sadinin kafasını mümkünmüş gibi dahada göğsüne bastırıyordu...

Sadi'nin sol eli Songül'ün tenide gezerken eşofmanın içine kaydı, iç çamaşırıni yana sıyırıp Songül'ün kadınlığını boydan boya okşadı, dairesel hareketlerle karısıni zevkten kıvrandırmaya başladı...

Songül Sadi'nin her hareketile inlemesi yükseldi Sadi'ni adını sayıklayarak kıvranıyordu, Songül'ün göğsünden ayrılıp dudaklarını birleştirdi Songül'un inlemelerini hissetmek istiyormusun gibi...

Sadi orta parmağını Songül'ün içine bıraktı... Songül çığlık attıp Sadi'nin sırtına tırnaklarını batırıp dudağını ısırdığında Sadide inleme ile cevap verdi ve eliyle ileri geri hareket etmeye başladi...

Karı koca nefes nefese sevişiyorken kapı zili çalınca ikiside offlayarak dudaklarını ayırdılar, Sadi elinin hareketini hizlantirdi çünkü karisini yarım bırakmak istemiyorumdu ama zil ısrarla çalmaya devam edince Sadi küfür yağdırdı

"Ama sikerim böyle işi artık laaaa, bi rahat bırakmadınız!"

Songül'ün içinden parmağını çekti, zevki yarım kalan Songül gözlerini açtı Sadi Songül'ün içinden çektiği parmağını yalayarak Songüle göz kırptı... Songül düştükleri duruma sadece kikirdayarak güldü...

Sadi karısı'nın dudağından bir kaç kere öptü, oradaki siyah bi tişörtünü giyip kapıya baktı

"Çatlama laa.. geldim... o zili sökeceem laaa, valla!"

Kapıyı açtı

"Üsteğmen'im ben Teğmen Rıza Orhan, karargah'a gelmeniz lazım Asaf Albayım sizi bekliyor"

"Anladım, on beş dakika da orda olurum..."



Bölümün sonu..........🙃

An itibariyle okunma sayısı 45k ulaştı, çok teşekkür ederim. Seviyorum sizi 💙