PART 39. "Özgürlük" planı...
Hakan: Hakan ben, ağam buralarda yenisiniz galiba ilk defa görüyorum
Sadi: Emin(Hakan'la el sıkıştı) Hayır yeni değilim sadece kalabalığı sevmiyorum.
Yaver: Emin ağami hayalet derler, ne zaman gelip, ne zaman gittiğinden kimsenin haberi olmaz...
Hakan'ın evine geldiler, Emin'le Yaver'i içeri davet etti Hakan ...
.
.
.
Hakan'ın odasına geçip Sadi deri koltuklardan birine oturdu Yaver'de Sadi'nin arkasından gelip ayakta kaldı... Hakan sağ kolu Kazım çağırdı.
Hakan: Eee beyler ne ikram edeyim size? Çay, kahve yada sert bişeyler?
Emin: Yok almayalım.
Yaver: Acelemiz var kısa zamanda misafirlerimiz gelecekler o yüzden biran önce şu eve kızları gönderseniz makbule geçerdi, bizde anlaşmaya geçelim
Hakan: Anladım... Kazım?
Kazım: Buyur ağam.
Hakan: Cem'e söyle kızları hazırlayıp Emin beyin kaldığı eve götürüp bıraksın
Kazım: Kaç kişiyi götürsün?
Hakan: Yeni gelenleri hepsini
Kazım: Anladım, çıkabilir miyim?
Hakan: Çık.
Kazım kapıdan tam çıkarken Hakan yine seslendi
Hakan: Kazım! Sikeyim ya... Firuze yüzünden kafamı kaldı. Cem'e söyle şunlara birer değilde iki taneden hap versin işlerini yaparken bi sıkıntı çıkmasın.
Emin: Nasıl hapı o? (Uyuşturucu madde olduğunu bilmesine rağmen sordu Sadi)
Hakan: Zevk haplarından, anlarsın ya, ilk defa beraber oluyorlar, ağlayıp sızlayıp arkadaşlarınızı keyflerini kaçırmasınlar.
Emin: Lüzumu yok, sen gönder evdekiler hallederler...
Hakan: Eminmisiniz Emin bey, bi sıkıntı mı var?
Emin: Eminim, sizinle bi ilgisi yok tamamen prensip meselesi, bana ayıt laboratuvardan geçip, denenmeyen haplara güvenmiyorum.
Hakan: (Eminden gelecek paraları düşünüp adamın her kaprısına tamam demeye karar verdi) Anladım, Kazım o zaman sen Emin beyi dediği gibi yap, Cem'le gönder. Sonra şu Firuze'ye de söyle, kahve istiyorum, kahve yapsın bana, kaşla göz arasında ortalıktan kayboldu lan yine.
Sadi herifin sözlerine sinirle dişlerini sıktı ama Songül'den mesaj gelene kadar açık veremezdi, vermeye de hakkı yoktu çünkü ufak bir yanlış hareketinde planları suya düşecekti ve kurtulacak on uç, belki ufaklıkla on dört can yine tehlikede kalacaği için sakınlığını koruması lazımdı...
Yaver'de Sadi gibi sakin olmaya çalışsada içinden içinden Hakan'ı sövüyordu 'az sonra içireceğim ben sana güzel güzel o kahveyi yavşak herif'
Kazım odadan çıktı. Hakan ayağa kalkıp kasasinın yanına geldi, Yaverleri görmeyeceği şekilde tıklayıp şifreyi girdi, iki tane evrak alıp Emin'in yanındaki koltuğa oturdu.
Hakan: Evet prosedür gereği iki tane imzanızı almam gerekiyor
Yaver: Bunada mi prosedür kattınız Hakan bey?
Hakan: Şimdiki zamanda öz babana bile güvenmeyeceksin, o yüzden ben eşeğimi sağlam kazığa bağlayım da bi sıkıntı çıkmasın dimi...
Emin: EŞŞEKK!
Hakan: Af buyur?
Emin: Diyorumki eşek muhabbetiniz bittiyse şu işlemi bitirelim mi artık?
Hakan: Şuraya, bide şuraya imza attın kafi
Emin hiç bir şey demeden doğruldu Hakan gösterdiği yerlere "YDEmin" diye imza attı.
Hakan: Woow... çok havalı... YD, soyadınız mi?
Emin bişey demedi Yaver konuyu değiştirmesi lazımliğini anlayıp Hakan'a konuştu
Yaver: Peki ödemeyi nasıl yapabiliriz?
Hakan lafa girerken Kazım döndü
Hakan: Höst! Lan!
Kazım: Ağam, kusura bakma böyle destursuz daldım... şeyi söylemek için geldim Cem kızlarlari minibüsle götürdü. He bide Firuze yenge evde yok.
Hakan: Nasıl yok lan?! Kazım! Ben senin koruma deyip getirdiğin, amina koyduklarim köpeklere niye para ödüyorum?! Hehh!?
Hakan delirip, Kazım'a bağırıp aşağılamaya başladı. Payaslı kardeşlerde zevkle izliyordu... Bi kaç dakika sonra Songül'den beklenen o mesaj geldi
"Geldiler! Yola çıkıyoruz. Kendinize dikkat edin. Seviyorum seni."
"Aşığım sana Gülüm! Hakkını helal et, benimki helal olsun." (Asker olduğu, canı hep tehlikede olduğu için guzel karıcığına bunu söylemesi lazımdı... Songül'de bunu anlıyordu, kabulenmiş gibi sakin ve normal cevaplasada içinde endişeden fırtınalar kopuyordu)
"Helal olsun. Ama sakın kendini öldürtme, çook pis bozuşuruz Sadi!"
Sadi hafif bıyık altından gülümsedi telefonunu cebinde sokup Yaver'e baktı
Emin: Yaver... "Kartal havalanıyor!"
Böylece Songül'lerin yola çıkacaklarını anlattı Sadi, Yaver rahatlayarak nefes verdi... planın diğer aşamasına geçmek için hemen durumu toparlaması lazımdı, Kazim'in gırtlağına çöken Hakan'a seslendi
Yaver: Hakan bey! Bi sıkıntı mı var?
Hakan Yaver'in seslendigini duyunca Kazim'i bırakıp çizgili tişörtünü düzeltti, parmaklarıyla saçlarını yana taradı
Hakan: Kusura bakmayın aile içi ufak sorununuz var.
Yaver: Anladım. Ağami bekliyorlar, biran önce şu ödemeyi yapalım, gitmemiz lazım
Hakan: Beyler gerçekten özür diliyorum beklettim sizi... hesap rakam falan ödeme biraz zaman alacak... ağayi dahada beklemesinler o yüzden diyorumki siz gidin, nasıl olsada nerde olduğunuzu biliyorum... ödemeyi kızları almaya geldiğimizde hallederiz diye düşündüm, ne dersiniz?
Yaver: Bize uyar.
Emin ayağa kalktı, kapı tarafa yürümeye başlarken Hakan durdurup elini uzattı Emin sıkarak tuttu
Hakan: Emin bey, tanıştığıma çok memnun oldum, dahada çok iş yapmak dileğiyle elinizi sıkıyorum, hee bide iyiki doğdunuz...
Emin: Teşekkür ederim!
Yaver: İşinizi bitirip bize gelin 'misafir' olursunuz.
Hakan: Davet için teşekkür ederim şu karıyı bulup belası sikeyim, akşam geleceğim
Yaver: Oldu o zaman görüşürüz!
Emin'le Yaver odadan çıktılar. Hakan Kazım'a bağırdı
Hakan: Kazım! Bana FİRUZE'Yİ bulacaksin, uzağa gidemez yerin altından olsada bulacaksın yoksa alayınızı gebertirim!
Kazım tamam anlamında kafasını salladı ve hızlı adımlarla odayı terk etti...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Aynı zamanda eve gelen kızları Firuze avutmaya çalışıyordu... Songül'le Suna'nın gözleri doldu
Songül: Sunaa... bunlar daha çocuk yaa... Offf!
Suna ablasına sarıldı
Suna: Allah belasını versin o aşağılık herifi.
Ama ikiside hemen göz yaşlarını sildiler, güçlü olmak zamanıydı... ama kızlar hala Songül'lerden korkuyorlardi hepsi tek tanıdıkları Firuzenin küçücük bedenin artinda saklanmaya çalışıyorlardı sanki... Songül bunu fark edince konuştu
Songül: Ben Songül Acarerk Payaslı, komserim (kimliğini gösterdi) bizden korkmayın, sizleri evlerinize götürmek için buraya getirdik, dışarıdaki uçakla biraz sonra yola çıkarız. Buda benim kız kardeşim Suna, kendisi doktor bişeyiniz yani rahatsızlığınız falan varsa onun kontrolünden gece bilirsiniz. Hazır olun tam üç dakika sonra uçağa binmeye başlarız.
Kızların içinden biri ayakta durmaya zorlandı dizlerine çoktu hala ağlıyordu... ağlamaktan kısılan sesiyle
"Götürsenizde, o kötü adamlar rahat bırakmaz bizi..."
Songül abla şevketiyle sarıldı kıza, saçlarını okşayıp sevdi
"Şşş... geçti... kuzum ağlama. Kimse bişey yapamaz artık size, sinirlerden geçtiğimiz an hepiniz devletin korumasına geçeceksiniz o yüzden korkmanız için bi sebep yok. Hadi vakit oldu gidiyoruz gidiyoruz!"
Songül kızları toparlanıp uçağa bindirdi, hiç kimseyi yada hiç bi şeyi unutmadiklarinda emin olmak için son kez evin her katını kontrol etti... Evden çıkıp Sadi'lerin gittiği tarafa bakıp iç çektı "sağ salim dön yanıma hayatım" diye uçağa bindi, hostes kapıları kapatırken Songül birinci pilot Ertan'a kalkabiliceğini söyledi ve az önce avuttuğu kızın yanına gelip oturdu. Emniyet kemerler takıldı, uçak kalktı...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Sadi elleri pantolonunun cebinde Hakan'ın odasının kapısına tekme atarak giriş yaptı, pencereye bakip Firuze'ye neler yapacağını düşünerek dalan Hakan'ın ödü koptu bu gürültüden...
Hakan: Noluyo lan?! Nasıl bir giriş bu?
Sadi sakınlığını bozmayıp alaycı bir gülümsemeyle Hakan'ın koltuğuna yaslanarak oturup masasının yüzerine ayaklarını attıp Hakan'ın gözlerinin içine baktı.
Hakan: Bey dedim hürmet gösterdim ama haddini bil! Belanı sikmeden İndir o bacaklarını masamın yüzerinden!
Emin bi şey demeden sırıttı, buranın patronu artık benim der ger gibi iyice yerleşti koltuğa, Hakan karşısındaki adam ne yapmak istediğini anlam veremiyordu...
Hakan: Lan sen benim kim olduğumu biliyormusun?
Emin: Evet... köpek Hakan'sın! Gerçi öyle diyince köpeğe ayıp etmiş oldum(Sırıttı)
Hakan Emin'in laflarına, sinirle belindeki tabancayı alıp Emin'e doğrulttu... Emin gözlerini kısarak baktı
Emin: Büyük hata...
Hakan: Ne diyorsun lan? Kimsin sen!? Benle böyle konuşmak için cesareti nereden buluyorsun?
Emin: B12 eksikliğin var galiba, demin tanıştık yaa laa... Emin'im ben!
Hakan: Yeter lan, kes sesini beynimi siktin... o kadar işin içinde seninlemi uğraşacam...
Hakan Emin'i, Firuze'yi bulduktan sonra hallederim diye düşündü ve Kazım'i çağırdı
Hakan: Kazım! Lan KAZIM DEDIM!
Emin Hakan'la uğraşmak için, sol elini sol kulağını artıda koydu, dinlemeye çalışıyor gibi yapıp
Emin: Gelmiyor mu? Ee o da haklı yoruluyor adam senin her dediğin boku yaparken
Hakan: KAZIIIIMM!! İsa... Mert! Biriniz bakın laaan!
"Buyur Ağam..."
Diye iki elinde tabancayla Yaver daldı içeri
Yaver: Adamların yok... Ama ben yardımcı olabilirim orospunun çocuğu!
Yaver tabancalari Hakan'ın kafasına doğrulttu...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Kızlar uçak kalktığından sonra, yorgun düştuklerinden mi , korkudan mi, yada psikolojik baskıdan kurtuduklarindan mi hemen uykuya daldılar... Firuze'de 3 yıl sonra ilk defa rahat bi uyku çekecekti...
Suna'yle Songül, Sadi'yle Yaver hakkında konuştular...
Songül: Abi kardeş bir eliyle adam pataklayip değer eliyle menengiç yaparlar sen merak etme sağ salim dönerler yanımıza
Diye avuttu Suna'yi, kendiside çok edişeleniyorsada kendi söylediklerine güvenmeyi tercih etti..
Songül: Off... yaa.
Derin bir iç çektı...
Suna: Abla noldu iyimisin?
Songül: İyiyimde ama stresten mı ne, çok midem kazındı bee...
Suna: Kolaymi ya, olayın tam ortasına düştük... bak benim elim hayla titriyo. Dur hostesi çağırayım bişeyler getirsin bende kahve içip az sakinleşeyim...
°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°°
Aynı zamanda Hakan tabancalarla Yaver'i görünce şoka uğramıştı... Sadi, Hakan'ın gözlerinde ayan beyan korkuyu görüyordu... az önceki "öyle yaparım, böyle yaparım diye atıp tutan halinden eser kalmamıştı... "Adamlarım nerde?" diye bildi sadece...
°°°Flashback°°°
Sadi'yle Yaver Hakan'ın odasından çıkıp kapının arasına gizlendiler... Sadi "Başlıyoruz! Çak!" diye yumruğunu uzattı, Yaver gülümseyerek abisinin yumruğuna hafifçe yumruk attı, bu abi kardeşin totemi gibi bir şeydi.
"Sessiz halletmemiz lazım" diye Yaver'e tabanca için susturucu verdi Sadi... ikisinde susturuculari takip pusuda beklemeye başladı... Hakan'dan Firuze'yi bulmak için talimat alan Kazım bi hışımla odadan çıktı ama uzağa gidemedi, kafasının arkasına dayanan tabancayı hissettiği an durdu
Yaver: Sessiz! Sesini çıkarsan beynini pekmezini akıtırım. Yürü...
Kazim'la beraber aşağı kata indiler, Sadi'yle Yaveri tabancayla görünce yaklaşık yirmi, yirmi beş koruma birden silah çektiler abi kardeşe doğru.
Sadi: indirin laa silahları, yoksa çok sevgili patronunuz Kazim'im kafasından delik açarım.
Korumalar silahları indirmediler...
Sadi: Anlaşıldı, siz beni anlamadınız. Başka türlü anlatayım o zaman...
Kazim'in sağ bacağına sıktı, Kazım açıyla "İndirin!" diyerek inledi, Sadi'nin şaka yapmadığını anlayan korumalar kendi can derdlerine düşüp hemen indirdiler silahlarını.
"Şştt kirvem..."
Korumalardan birine seslendi
"Şu masanın yüzerindeki koliyi getirip, ha bunların hepisinin yüzerindeki silah, bıçak, çakı, kelebek veya herhangi kesici aletleri ve telefonları toplaman için üç dakikan var, yeşemezsen sende kurşunu yersin süren başladı!"
Herif koliye doğru koştu, getirip Sadi dediği gibi silahları toplamaya başladı... Sadi oradaki sandalyeye oturdu.
"İki dakika..."
Herif hızlandı, Kazım acıdan inleyerek konuştu
"Lütfen pansuman yapmak lazım ahhh... yoksa kaan kaybından öleceğim imhh"
"Öl, Kazım benide yorma, kendinde yorulma... öl!"
dedi Yaver sakınlığını bozmadan.
"Son 15 saniye... ve kirvem süren bitti!"
Nefes nefese kalan adam Sadi'nin ayaklarının yanına boğazına kadar dolu koliyi koydu...
"Hepsini topladın mi kirvem?"
Herif evet anlamında kafasını salladı
"Hmmm... o zaman ben bi kontrol edeyim, eğer bişey bulursam senide o gizlediği herifide gebertirim"
Başına doğrulttu tabancayı ve ayağa kalktı heriflere doğru yürüdü Sadi...
Korumalar Sadi'den korktuğu için kendileri çıkartıp yere bıraktılar bir kaç aletle iki telefonu... Sadi bunu görünce durdu.
"Okkey! Şimdi galiba gerçekten bitti. Kirvem gel buraya..."
Silahları toplayan herif Sadi'nin yanına geldi
"Şimdi ha bu saksiyi çalıştır, bu evde bana penceresi yok tek kapılı oda lazım öyle bir oda var mı?"
"E-evet..."
"Nerde?"
"Bodrumda"
"Anladım, aferim laaa sana! Evet kirvelerimm o zaman sizi bordum katındaki "lüks" otel odamıza alalım, yanlış tek hareketinizde kafanıza kurşunu yersiniz haberiniz olsun"
Abi kardeş herifleri bodrum kata indiler... Sadi'yle Yaver odayı görünce ufak şok geçirdiler
Yaver: Haa siktir!
O oda kızları tutuklari odaydı, her yerde zincirli keleceler, beyzbol sopası, yerlerdeyse kan lekeleri vardı... Sadi bunları görünce deliye döndü
Sadi: Takın laan şu keleceleri kendinize, şerefsiz köpekler... siz insan değilsiniz, sen insan değilsiniz! Dua edin zamanım az yoksa hepinizi gebertir buraya gömerdim!
Sadi hızlıca kelepçeleri kontrol etti, Yaver'de herifleri saydı
Sadi: Kaç?
Yaver: Kazım'la, yirmi beş.
Sadi: Kaldı en fazla beş-altı...
Yaver: Dişarida olmalılar, onlar bende!
Sadi: O zaman ben çizgilinin yanındayım...
Kazimla adamlarını odaya kitleyip, abi kardeşler ayrıldılar.
Yaver dışarıdaki beş korumanida etkisiz hale getirip değerlerinin yanına bıraktı el kollarini koli bantıyle bağlayıp odayı kapattı ve hızlıca Hakan'ın odasına geldi...
°°°Flashback'in sonu°°°
Yaver: Beynini patlatmadan o elindeki tabancayı indir !
Hakan: Yaver bey, sakin olun bakın bırakıyorum (elindeki silahı yere attıp, ellerini kaldırdı) bakın adamlarim nerde ve onlara ne yaptınız bilmiyorum umrumda da değil ama oturup anlaşa biliriz
Yaver: Kes sesini diz çök!
Hakan: Yaver bey... konuş-...
Yaver: Yaver beyler siksin seni! Susda diz çök dedim sana yavşak!
Sertçe yumruk attı karnına, Hakan öksürerek ağrıyla yere serıldı.
Hakan: Ya-yapmayin ne istersen yaparım
Yaver: Daha yeni başlıyoruz... önce benle "tanışacan", sonra abimle.
Bir kaç kere tekme attı
Yaver: Hemen yere serilme lan... kalk sen "ERKEKsin" yaa, kadını, çocuğu dövmeyi biliyorsun kalk benide bi dövesene...
Hakan Sadi'nin ayaklarına kapandı
Hakan: Emin ağam, ağaam... nolur beni bırak sana istediğin kadar para veririm, ne dersen yaparım ömrümün sonuna kadarda köpeğin olurum...
Sadi: Kasanın şifre ne Hakan?
Hakan: 1234... ağam istediğini al ama nolur beni bırak
Sadi alay ederek kahkaha attı
Sadi: 1234 mu? Vizyonuna tüküreyim laaa, gerizekali!
Yavere sen devam et... diye Hakanı dövmesinie izin verdi Sadi... Yaver bodrum kattan getirdiği beyzbol sopasıyle herifin kemiklerini kırmak niyetiyle dövmeye başladı...
Sadi'de ayağa kalkıp kasayı açtı, kasanın içinden evrakları ve Firuze'nin ve bir kaç kizlarin pasaportlarıni aldı... ve Yaver'i durdurdu
Sadi: Koçum dur, şunu sandalyeya oturt.
Yaver kaşları Patlamış eli yüzü kan içinde kalan Hakan Sadi dediği gibi oturttu, Sadi Hakan'ı kendine geldirmek için yüzünü tokat attı
Sadi: Şşştt, bana bak, kendine gel laaa.. son bi şey sorucam net bi cevap verdin verdin aks halde bu parmaklarındaki tırnakları tekek teker sökecem, sonrada parmaklarını kırarım ... anladın?
Hakan evet anlamında kafasını salladılar.
Sadi: Hakan! Bebek nerde?!
Bölümün sonu.............🙃